Kayıtlar

ANTİK MISIRIN ÖLÜM SONRASI HİZMETKARLARI

Resim
 Hepinize merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defterin bu sayfasında "Ölümden sonra ki hizmetkarları" tabi ki Mısır uygarlığına göre  inceleyeceğiz. Dilerseniz başlayalım... Ey Ushabti, eğer çağrılırsan veya ölüler diyarında yapılması gereken herhangi bir işi yapmak için görevlendirilirsen ‘İşte buradayım’ diyeceksin. Antik Mısır hükümdarlarının ölümlerinden sonra hizmetkarlarının kurban edilerek onlarla birlikte gömülmesi, yaygın ama gerçeği tam olarak yansıtmayan bir bilgidir. Bu eksik ve hatalı bilginin popülerliğini Hollywood etkisi olarak açıklayabiliriz sanırım. Mısır bilimciler, Birinci Sülale döneminde hizmetkarların gömülmesi gibi bir uygulamaya dair spekülasyonlar bulunduğu ancak o zaman dahi bunun istisnai bir işlem olduğu konusunda hemfikirler. Ancak Mısır inanışlarında zengin ve önemli insanlara öte dünyada hizmet edilebilmesi için daha ilgi çekici başka bir yol var; hizmetkar heykelcik Ushabti. Eğer dünyanın çeşitli müzelerini gezme fırsatınız...

KENNEDY SUİKASTİ

Resim
  Hepinize merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları; Kırmızı Defterin bu sayfasında sizler ile suikast sonucu hayatını kaybeden devlet erkanı serimizin     üçüncü yazısı olan , John F. Kennedy  suikastini inceleyeceğiz. Keyifli okulamalar. John F. Kennedy namı değer JFK;  Amerika Birleşik Devletinin 35. başkanıdır. Brooklyn de büyüyen JFK uzun yıllar burada yaşamış eğitimi de Harvard da almıştır. Okul sonrasında II. Dünya Savaşı sırasında yetişkiliğe geçiş yapan Kennedy Patrol Torpedp Gemisi Komutanlığı yapmış, burada askeri yeteneklerini sergilemiştir. Askeri hayatına ara vererek siyasete atılmayı düşünen JFK 1946 yılında Massachusetts eyaleti Demokrat Partisi Kongre Üyesi seçilmiş ve ABD halkı ile ilk kez karşılaşmıştır. Halkın sempatisini kazanan JFK kısa sürede seçimlere katılmış Temsilciler Meclisinde üç dönem görev yapmıştır.Burada da vaadesini dolduran JFK başbakan adayı olarak tekrar seçimlere katılıyor ve Nixon'u devirerek ABD'nin en genç başbakanı...

HİPPODAMOS VE IZGARA PLANI

Resim
  Hepinize merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Sizleri “Kırmızı Defterin” bu sayfasında sizler ile  Hippodamos kimdir nedir bunlara bakacağız. Dilerseniz başlayalım... Milet’te doğan Hippodamos MÖ 5. yüzyılda, Antik Yunan klasik çağında Yunan anakarasında yaşamıştır. Babası Euryphon’dur.Şehir planlamasında, Hippodamos düz sokakların birbirini dik açılarla kestiği “ızgara düzenini” icat etmesiyle tanınır. Bununla birlikte günümüzde, Hippodamos’dan çok önce inşa edilmiş ızgara planlı şehirler keşfedildiğinden, bu bilginin yanlışlığı ispatlanmıştır. Mezopotamya’da daha erken örnekler olmakla birlikte,  ilk gelişkin ızgara plan örneğine MÖ. 8. yüzyılda kurulan eski İzmir’de (bugünkü bayraklı tepesi) rastlanılır. Hippodamos, MÖ 479 yılında Milet’i Pers tahribi sonrasında ızgara planla yeniden düzenlemiştir. Atina yakınlarındaki Pire’yi ( MÖ 470) ve Thurii’yi, İtalya’yı ( MÖ 443’ten ) tasarlamış olabileceği düşünülmektedir. Izgara Plan Nedir? Sokakların birbirine dik...

MAHMUT ŞEVKET PAŞA SUİKASTİ

Resim
  Hepinize merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları; Kırmızı Defterin bu sayfasında sizler ile suikast sonucu hayatını kaybeden devlet erkanı serimizin    ikinci yazısı olan , Mahmut Şevket Paşa suikastini inceleyeceğiz. Keyifli okulamalar. Mahmut Şevket Paşa Osmanlı Sadrazamı ve Harbiye Nazırıdır. Tarih içerisinde hem askeri hem de siyasi yönden birçok eleştirilere maruz kalmıştır. Askeri açıdan Arnavut isyanları sırasında ki sert tavrı, Trablusgarp ve Balkan Savaşları sırasında aldığı kararlar, siyasi açıdan ise İttihat ve Terakki Fırkası ile ilişkileri tartışılmıştır. Nihayetinde sonuca varılamamıştır.  Paşanın meclis ve mebuslar üzerinde de baskın bir kişiliği vardır. İttihat ve Terakki Fırkasına yakın tavrı nedeniyle İttihatçı olarak algılanmış ve adlandırılmış, ve 11 Haziran 1913’de otomobili ile Harbiye Nezareti’nden Babıali’de ki görevine giderken bir suikasta uğramış, kısa süre içerisinde de ölmüştür.  İttihat ve Terakki Fırkası için Mahmut Şevket ...

LINCOLN SUİKASTİ

Resim
Hepinize merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları; Kırmızı Defterin bu sayfasında sizler ile bir seri başlatıyor, dünya tarihimizde ki suikastleri inceliyoruz. Bu gün Abraham Lıncoln suikasti  ile başlıyoruz. Keyifli okulamalar. Abraham Lıncoln hepimizin bildiği gibi Amerika Birleşik Devletinin başkanlığını yapmış, çok uzun süre devletin iç sorunlarının yanında şahsi sorunlarını ile de başa çıkmaya çalışmıştır. ABD içerisin de ki ırkçılık başta olmak üzere sınıfsal ayrılık, iç savaşı sorunları, kadın erkek sorunlarına derinlemesine çözüm arayan Lıncoln kimi konularda başarılı olsa da bir çok konuda sınıfta kalmıştır. Yaşamı elverseydi eminiz ki geride kalan konuları da hallederdi... Lıncoln siyasi hayatında ki aktifliği ve sorunları özel  hayatıyla dengelemeye çalışmıştır. Gelin görün ki özel hayatının da bir o kadar yoğun olması ona nefes aldıracak tek alan olan   kültür sanat etkinliklerine itmiştir. Özellikle tiyatro izlemeyi , sergi gezmeyi çok seven Lı...

SÖMÜRGE İMPARATORİÇESİNE SON VEDA

Resim
  Hepinize merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Sizleri “Kırmızı Defterin” bu sayfasında  doksan altı yıllık ömrü ve dillere destan olan kraliçeliği ile II. Elizabeth hakkında konuşacağız dilerseniz başlayalım. Gençliğinin baharında daha 26 yaşındayken İngilterenin kraliyet tacını takan  Elizabeth ömrünü üzerinde güneş batmayan ülkeye adamış ve bunun sonucunda da halkı tarafından kimi zaman çok sevilmiş kimi zaman çok eleştirilmiştir.  Magazinsel olayları bir kenara bırakırsak II.  Elizabeth İngiltere tarihi boyunca en çok tahta kalan kişi olmuştur. O sadece Birleşik Krallığın kraliçesi değil aynı zamanda 15 farklı devletin de kraliçeliğini yapmıştır. Bu devletler maalesef ki kendine sonradan bağlanan çoğunlukla sömürgecilik yoluyla alınan topraklardır.  Tarihlerinde İngiltere’nin sömürgeciliğe bakış açısına dair fikirleriniz vardır. Bu tutumlarını günümüze “modernize” ederek getirmişler ,  II.  Elizabeth ise bunun bizzat baş kahramanı v...

TEK TUŞLUK SAVAŞ

Resim
Hepinize merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Sizleri “Kırmızı Defterin” bu sayfasında "Atom Bombasından" bahsedeceğim. Dünyada büyük felaketlere, toplu ölümlere neden olmuş olan Atom Bombası dünyada ki bir çok insan için "felaket" niteliği taşısa da özellikle dünya tarihini değiştirmesi ayrıca bilim alanında da çığır açması sonucunda maalesef ki önem arz etmektedir. Atom bombasının yapılması iki günlük bir olay değildir. Uzun yıllar üzerinde çalışılması ve belli bir sermayenin sonucunda olmuştur. 1942 yılında ABD’de önce uranyumu zenginleştirmek amacıyla tesisler kurulmuştur. Daha sonrasında ise Julius Robert Oppenheimer tarafından (1945 yılında) New Mexico eyaletinin Los Amalos şehrinde kurulan bomba yapım merkezinde üretilen atom bombası, Oppenheimer ve 5700 kişilik dev ordusunun en büyük buluşu ve en korkunç silahı olmuştur. Sizlere atom bombasının bilimsel oluşumlarını ya da hangi kimyasal reaksiyonlar neticesinde geliştiğini ayrıntılı olarak anlatma...

BAS YÜZÜNÜ PARALARA

Resim
Hepinize merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları Kırmızı Defter’in bu sayfasında sizlere Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bir geleneğini anlatacağız. İsterseniz başlayalım: Tarihte çoğu İmparatorluklarda ve Devletlerde gördüğümüz paraların üzerinde ki resim yada isimler; "nakış etme" geleneğinden gelmiştir ve bu konudan sizlere bahsedeceğiz. Dilerseniz önce paranın geçmişine gidelim. Para M.Ö 7 yüzyılda yaşamış Lidyalılar tarafından bulunmuştur. Lidyalılar daha öncesinde alışveriş yaparken takas sistemini kullanıyordu. Takas ile birbirlerine mal alıp veriyorlardı. Daha sonra Lidya kralı tarafından madeni paraların basım emri verildi. Tarihte üretilen ilk madeni paralar gümüşten oluşan bir sikkeydi. Bu sikkeler birbirine eşit olacak şekilde üretilmişti. Aynı zamanda altın ile de bu madeni paralar basılmıştı. M.Ö Çin'de bıçak ve maya gibi ürünler ticarette takas karşılığı kullanılıyordu. Hal böyle olunca Lidyalılar da ticarette kullanılabilecek olan p...

İFFETLİ BİR BAKİR OLAN KADIN TASVİRİ

Resim
Hepinize merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Sizleri “Kırmızı Defterin” bu sayfasında İsviçre doğumlu sanatçı Angelica Kauffman'ın gözünden "iffetli bir bakire kadın tasvirini" yorumlayacağız. Öncelikle şunu belirtmek isterim ki tablomuz ve sanatçımız eski kalıp isimler ve düşüncelerin bol olduğu bir dönemde yaşamaktaydı. Kelimelerin anlamlarından çok yorumlamamıza odaklanırsanız daha iyi olacaktır... İsterseniz başlayalım... İsviçre doğumlu sanatçı Angelica Kauffman, duvar dekorasyonunda uzmanlaşmış bir kişi olan babası Joseph ile birlikte sanat eğitimin almıştır. Çok yetenekli ve vaktinden önce gelişmiş bir ressam olan Kauffman; ilk bağımsız eserleri, gençlik yıllarından kalmadır. Kauffman, 1762'de Floransa'ya taşınarak hayatının çoğunda İtalya'da yaşamış ve çalışmıştır. İtalya'da sanat çevrelerinde yaygınlaşan Neoklasik fikirleri benimsemiştir.(Neoklasik: Antik Yunan ve Antik Roma dönemine ait tarzların yeniden canlandırılmasıyla ortaya çıka...

EBU SİMBEL TAPINAĞI

Resim
  Hepinize merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları.  “Kırmızı Defterin” bu sayfasında sizler ile geçmişten günümüze Ebu Simbel tapınağını inceleyeceğiz. Dilerseniz başlayalım... Antik dönemden günümüze kadar sapa sağlam  gelen Abu Simbel tapınağı II. Ramses döneminde dağların içi oyularak yapılan bu tapınak; tam 20 yılda son halini almıştır. II. Ramses'in kendine olan hayranlığını bilmeyeniniz yoktur. Bu tapınakta da bizleri yanıltmamış, giriş kapısına devasa boyutlarda dört tane Ramses heykeli yaptırmıştır. Peki burayı nasıl bulmuştur? II. Ramses, Nubya bölgesinde ki isyanların durdurulamaması sonucunda kendisi gitmek istemiş yolda ise (nedendir bilinmez) bir fili takip ederek Simber'e ulaşmıştır. Bölgeyi çok beğenen II. Ramses buraya tapınak yaptırmak için hemen işe koyulmuştur. Asıl amacı düşmanlara kendisinin ne kadar büyük olduğunu göstermek ve  kapısında bulunan dört heykelle "doğu-batı kuzey-güney de (her yerde) kendisinin olduğu" imajı vermektedir. Roma...

RESİMLERİN ALEGORİSİ OTOPORTRE

Resim
Herkese merhaba sevgili kırmızı defter okuyucuları. Kırmızı defterin bu sayfasında sizleri özel bir yolculuğa götüreceğiz. Resmin Alegorisi Olarak Otoportre (Self-Portrait as the Allegory of Painting) 1593 yılında bugün, en iyi İtalyan Barok ressamlarından biri olan Artemisia Gentileschi Roma'da doğdu. Gentileschi'nin babası Orazio, tanınmış bir ressamdı ve Artemisia, eserler üretmeden önce birkaç yıl babasının atölyesinde eğitim gördü. 1610'larda, atölyenin biraz daha yaşlı bir üyesi olan Agostino Tassi tarafından tecavüze uğradı. Bu olay, hayatının geri kalanını etkiledi ve Yudit Holofernes’i Katlederken ve Vaftizci Yahya'nın Başıyla Salome gibi ''Kadınların Gücü'' temalı konuları eserlerinde işledi. Artemisia özgürlüğüne düşkün bir kadındı ve üretken bir ressamdı.Bu eserinde kendini bir resim alegorisi olarak resmetti. Cesare Ripa'nın eserlerinden, özellikle de erdemlerin ve soyut kavramların insan nitelikleri ve görünümleriyle nasıl tasvir edilme...

PERGAMON EFSANESİ VE TELEPHOS

Resim
   Hepinize merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. “Kırmızı Defterin” bu sayfasında sizler ile  Telephos'un kim olduğunu ve Pergamon'un efsanevi kurucusunu konuşacağız. Dilerseniz başlayalım... Telephos Yunan mitolojisinde Herakles ile Auge’nin oğludur. Auge’nin babası Aleus, Tegea bölgesinin kralıdır. Bir gün torunu tarafından oğullarının öldürüleceği kehanetini alır. Bu kehanetin önüne geçmek için kızı Auge’yi Athena rahibesi yapar. Böylece kızı ebediyen bakire kalacak kehanet asla gerçekleşmeyecektir. Ancak, Herakles bölgeyi ziyaret ettiğinde, Auge’yi görür ve âşık olur. Auge kahramanımız Telephos’a hamile kalır. Bebek doğduğunda Aleus torununu Arkadya dağlarında ölüme terk eder. Kızı Auge’yi ise bir tekne yaptırarak açık denizlere bırakır. Telephos’u ormanda Herakles’in gönderdiği bir geyik emzirir. Herakles ardından oğlunu yetiştirmesi için kral Karithos’a bırakır. Auge’nin ise teknesi Mysia kıyılarına çıkar ve burada Kral Teuthras onu evlat edinir. Telephos ...

BİLİMİN PARA KAZANDIRDIĞI İLK KADIN

Resim
Herkese merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defter’in bu sayfasında sizleri kadınların çalışarak para kazanmasının neredeyse imkansız olduğu bir dönemde Zekası ve yeteneği sayesinde erkeklere kafa tutan bir kadını anlatacağız. İsterseniz başlayalım. CAROLİNE HERSCHEL (1750-1848) Almanya kökenli bir gökbilimcidir. Caroline’nin yaşadığı dönemde kadınların bırakın bilim,sanat,felsefe ile uğraşması kamusal alanda görülmesi dahi hoş karşılanmazdı. Fakat Caroline’nin gök yüzüne olan ilgisi klasik Alman normlarını yıktı ve onu dünyanın tanımasına neden oldu. Caroline’in ağabeyi de tıpkı kendisi gibi bir gökbilimcidir lakin “ağabeyinin cinsiyeti” yüzünden Carolin’in başarılarından çok ağabeyinin başarıları göz önüne getirilir. Caroline küçük yaşlarında döneminin en kötü hastalığı olarak bilinen “tifüse” yakalanmış, hastalığı kısa sürede boy, kilo ve göz bölgesinde gözle görülebilir hasarlar bırakmıştır. Carolin’in annesi kız çocuklarının okumayasınız savunan bir kişilikmiş v...

MİCHELANGELO'NUN DAVUT'U

Resim
  Hepinize merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Sizleri “Kırmızı Defterin” bu sayfasında sizler ile dünya tarihini en önemli eserlerinden biri olan Davut heykeline yakından bir göz atacağız. Dilerseniz başlayalım... 1504 yılında Michelangelo  tarafından Davut heykeli; bir peygamber ve İsrail kralı olan Davut'u simgelemektedir. Davut Kudüs'te doğmuş, önce peygamber sonra da kral olmak için zorlu yollardan geçmiştir. İsrailoğllarına kral olan Davut, ibadeti bütün, oldukça savaşçı ve güzel sesli bir kimseymiş. Savaşmadığı zamanlarda halkı ile demircilik ve çobanlık yaparmış. Dini boyutunu bir kenara bırakırsak hikayelere ve rivayetlere göre Davut çok heybetli ve güçlü biriymiş. Yaşadığı coğrafya ve çevresinde ki insanlara yardımda bulunurmuş.  Şaul adlı bir lider ( Şaul ile alakalı daha detaylı bilgi isterseniz Instagram, Twitter ve Yorumlar kısmından bize ulaşabilir, bir sonra ki yazıyı siz belirleyebilirsiniz... ) Filistin haklına karşı büyük bir savaş açmıştır...