Kayıtlar

ANTİKÇAĞ etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

ANTİK MISIRIN ÖLÜM SONRASI HİZMETKARLARI

Resim
 Hepinize merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defterin bu sayfasında "Ölümden sonra ki hizmetkarları" tabi ki Mısır uygarlığına göre  inceleyeceğiz. Dilerseniz başlayalım... Ey Ushabti, eğer çağrılırsan veya ölüler diyarında yapılması gereken herhangi bir işi yapmak için görevlendirilirsen ‘İşte buradayım’ diyeceksin. Antik Mısır hükümdarlarının ölümlerinden sonra hizmetkarlarının kurban edilerek onlarla birlikte gömülmesi, yaygın ama gerçeği tam olarak yansıtmayan bir bilgidir. Bu eksik ve hatalı bilginin popülerliğini Hollywood etkisi olarak açıklayabiliriz sanırım. Mısır bilimciler, Birinci Sülale döneminde hizmetkarların gömülmesi gibi bir uygulamaya dair spekülasyonlar bulunduğu ancak o zaman dahi bunun istisnai bir işlem olduğu konusunda hemfikirler. Ancak Mısır inanışlarında zengin ve önemli insanlara öte dünyada hizmet edilebilmesi için daha ilgi çekici başka bir yol var; hizmetkar heykelcik Ushabti. Eğer dünyanın çeşitli müzelerini gezme fırsatınız...

PUDUHEPA

Hepinize merhaba sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defterin bu sayfasında sizlerle "Puduhepa"  hakkında konuşacağız dilerseniz başlayalım.   Gözlerinizi kapatın ve kendinizi yüzyıllar önce Mezopotamya’nın acımasız ikliminde hayal edin. Kadın olarak çoğu haklarınızdan maruz bırakıldığınız, ataerkil bir yönetim şeklinin sosyal hayatta da hüküm sürdüğü antik çağda…  Fakirseniz, eşinize karşı yerine getirmek zorunda olduğunuz sorumluluklar var. Soylu tabakadansanız, siyasi istikrar için bir piyon görevi görmek zorundasınız. Ancak tam da bu zamanlarda, çağının ötesinde yaşayan bir kadın vardı: Puduhepa.Günümüzde Çorum, Boğazköy olarak adlandırdığımız Hattuşa başkentli Hitit Devleti, Mezopotamya’da acımasız rüzgarlar eserken kendi varlığını sürdürmeye çalışıyordu.  Bir tarafında Doğu’nun sert politikalarında kendi benliklerini var eden Asur ve Babil Devletleri, bir tarafında ise, günümüze kadar ulaşacak olan tapınaklara ev sahipliği yapmış ve Ege’de hüküm süren Y...

ANTİK ÇAĞLARDA MODA

Resim
Hepinize merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Sizleri “Kırmızı Defterin” bu sayfasında Havva ve Ademin dünyaya gönderişlerinden ve kendilerine (rivayetlere göre)  yapraklarla kıyafet yapmalarından sonra ki kabul edilen ve bulunan ilk kıyafetlere modanın ilk doğuşuna antik çağlara götüreceğim.  Daha öncesinden aşina olduğunuz tarihi kıyafetler serisinin( "Japon halklarının geleneksel kıyafetleri" ) devamına bakacağız bu gün. Devamı diyorum ama kıyafetlerimizin atası sayılacak kadar eski olan antik çağlarda kullanılan kıyafet ve türevlerinin arkeologlar tarafından bulunması ve uzunca araştırmalar sonucunda da antikçağlardan günümüze kadar kaldığını görmekteyiz. Biraz sonra okuyacağınız ve göreceğiniz bu kıyafetler dünyanın ilk kıyafetleri olarak tarihin sayfalarında geçmiş, kumaşları, işlemeleri, yapılışları ise bir sır olarak kalmıştır. MÖ.2800 yılından kaldığı düşünülen bu kıyafet; Kahire'nin güneyinde bulunan Antik Mısır mezarları içerisinde "Tarkan"...

Hiyeroglif Alfabesinin Ve Rosetta Stone

Resim
Hepinize merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları Kırmızı Defter’in bu sayfasında sizleri Hiyeroglif Alfabesinin Çözülüşünü ve bu çözüşün mimarı olan Rosetta Stone anlatacağız dilerseniz başlayalım... Reşid Taşı olarak da bilinen bu taş pek çok alanda anahtar görevi görür ve kültür, sanat, medeniyet ve düşünce alanında dünyayı ileriye götürür. En büyük göstergelerinden biri de Mısır Medeniyetine ait hiyeroglif alfabesinin gizemini çözmesidir. Mısır hiyeroglifi, kesin olmamakla birlikte MÖ 4000’de oluşturulmaya başlanır ve 3000 yıl boyunca kullanılmaya devam eder. Alfabe ne kadar uzun bir süre kullanılsa da politik ve dini nedenlerden dolayı kaybolur. İlerleyen zamanlarda hiyeroglifin resim türü mü yoksa yazı biçimi mi olduğu sorusu ile karşılaşılır fakat bu sorunun cevabı bulunamaz.İnsanlar 19.yüzyıla kadar bu sorularına yanıt alamazken, arayışları hep sürer. Kayıtlı ilk çalışma MS 5.yüzyılda Horapollo’nun Hieroglyphica’sıdır. Fakat bu eserde yüzyıllardır gelen bir yanlış düş...

MALULA KENTİ

Resim
Herkese merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defter’in bu sayfasında sizleri Malula kentine kısa bir tura çıkartacağız. İsterseniz başlayalım.          Hz. İsa’nın dünyaya gelişinden dünya üzerinden ulvi yaratıcının yanına gidinceye kadar Aramca adı verilen bir dilde konuştuğu yakın dönem tarihçileri ve dil bilimcileri tarafından kabul edilmiştir. Aramca dili daha sonra ki dönemlerde Malula kentinde kullanıldığı öğrenilmiş ve bu sayede popülaritesi artan Malula şehri zaman içinde de bir çok turiste ev sahipliği yapmıştır. Bu dile adını veren Aramiler; tıpkı günümüz Arap ve Yahudi toplulukları gibi Sami dil ailesine mensuplardır. Aramiler tarih sahnesinde belirsizlerinin nedeni ilk zamanlarda göçebe hayat tarzına sahip oluşlarıdır. Daha sonra ki dönemlerde yerleşik hayata geçmişler ve baştan Şam olmak üzere bir çok önemli kentin kurulmasında rol oynamışlardır. Arami dili ve kültürü ilk başlarda kuzey Irak, Ürdün, Lübnan gibi bölgelere yayılan b...

AKHİLLEUS (AŞİL)

Resim
Herkese merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defter’in bu sayfasında sizlere klasik mitolojinin bilinen kahramanlarından ziyade araya kaynayan ama bir o kadar da önemli olan günümüzde adını sıkça andığımız fakat farkında olmadığımız bir tanrıdan bahsedeceğiz. Dilerseniz başlayalım… Akhilleus Truva Savaşında Yunan safhalarında yer alan en önemli tanrılardan biriydi. Bu zamana kadar karşımıza çıkamamasına şaşırdığımız Akhilleus bu savaşta kendini kanıtlamış ve az da olsa kitaplarımızda yerini almıştır. Konumuza geri dönersek; Myrmidon Kralı Peleus ve Deniz Perisi Thetis’in oğluydu. Şunu söylemek gerekir ki her tanrıçanın bir kehaneti vardır. Thetis’in kehaneti de “doğuracağı çocuk babasından daha güçlü olacağı ve onu tahtına oturacağı” konusundaydı. Bu kehanet gün yüzüne çıkana kadar Yunan mitolojisinin meşhur çapkınları Zeus ve Poseidon Thetis’in peşinden ayrılmamış gelin görün ki kehanet gün yüzüne çıkınca ikisi Thetis’den uzaklaşmıştır. (sebebi aşikâr 😊)  Akhill...

Güneş Tanrısı Helios

Resim
Hepinize merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları Kırmızı Defter’in bu sayfasında sizleri güneş kadar sıcak bir yere değil bizzat güneşe, güneş tanrısı Helios'un yanına götüreceğiz. Güneş gözlükleriniz ve güneş koruyucu kremleriniz hazırsa başlayalım.. Yunan güneş tanrısı olan Helios, Titan Hyperion ile Theia’nın birleşmesi sonucu ortaya çıkan 3 göksel varlıktan biridir. Bu birleşmeden Helios (Güneş) dışında, “Ay Tanrıçası” olan Selene ve “Şafak Tanrıçası” olan Eos da doğmuştur. Helios, Romalılar tarafından Sol adıyla bilinir. Helios, her şeyi gören ve duyan tanrı olarak bilinir. Bu niteliğinden dolayı işlenen günahları cezasız bırakmayacağı düşüncesinden yola çıkarak yapılan her türlü işin tanığı olarak Helios çağrılır. Çoğu zaman her şeyi gören ve duyan tanrı olması nedeniyle özellikle yeminlere başka tanrılarla birlikte tanık olarak çağrılmıştır. Helios, kutsal ağaç ve mezarlara gizlice verilecek zararlara karşı da koruma gücüne sahip olmuş ve bu düşüncedeki herkes için uya...

ULUSLARARASI MÜZELER KONSEYİ (ICOM)

Resim
Herkese merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defter’in bu sayfasında sizleri boş zamanlarımızda gitmekten hoşlandığımız müzelerin konseyine hatta bu konseyin de ilk gününe götüreceğiz… isterseniz başlayalım; ICOM 1946 yılında bir ihtiyaçtan ötürü doğmuştur. Siz sevgili okuyucularımız yazımızın genelinde bu ihtiyacın ne olduğunu anlayacağınız için buraya ikinci kez yazmıyoruz. Eğer ihtiyacın ne olduğunu bulursanız “iletişim” bölümünden bizimle iletişime geçebilirsiniz :) Paris de ilk toplantısı yapılan ICOM, kısa süre sonra da Meksika’da genel kurul toplantısı gerçekleştirir. 1948-1965 yilları arasında faaliyet alanını geliştirerek; organizasyon, sergi, fuar, sergilerin eğitici rolü, müzelerin nasıl olmasın gerektiği vb. bir çok konuda eğitimlere başlar. Her topluluğun içinde olabileceği gibi ICOM içinde de sorunlar meydana gelmiş hatta konsey aidatları ödenmediği gerekçesiyle kapatılması bile ileri sürülmüştür.1971 yılında düzenlenen konferansın ardından ICOM “eşit ha...

BİR VESTA BAKİRESİ OLMAK

Resim
Hepinize merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defter’in bu sayfasında sizleri eski dünyanın en meşhur ve en önemli tapınağı olan Vesta tapınağının bakire kadınlarını ve bu yola nasıl çıktıklarını anlatacağız. İsterseniz başlayalım: Eski dünya da bir çok (eski dünya: özellikle Yunan ve Roma mitolojisinde geçen yerin adıdır.) tapınak mevcuttu. Bu tapınakların da oluşumu ya bir efsaneyle ya da bir hikayeyle başlamıştı. Bu gün sizlere bir tapınağın özelliklerini anlatmaktansa bu tapınağı önemli kılan kişileri anlatacağız. Yunan mitolojisinde adı gecen Vesta tapınağı tarihin tozlu sayfalarına içerisine bulunan bakireler meclisi ile geçmiştir. Çünkü Vesta rahibesi olmak için eğitilen bir kadın bakirelik yemini ettikten sonra; 30 yıl tapınakta çalışacağına söz vermesi gerekmektedir. Bu söz verildikten sonra kişiler “kabul töreni” için rahibeler eşliğinde Vesta Tapınağına getirilirdi. Ve hazırlıklar başlasın… Tapınağa getirilen kişiler önce yıkanır ardından beyaz bir elbise g...

Ünlü Alman ressam Hans Holbein ve ‘’Elçiler’’

Resim
 Ünlü Alman ressam Hans Holbein ve ‘’Elçiler’’ Herkese merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defter’in bu sayfasında sizlere ünlü Alman ressam Hans Holbein’in çok ses getiren eseri Elçiler’e göz atacağız isterseniz başlayalım… 16. yüzyılın önemli Alman portre sanatçılarından olan Hans Holbein, ayrıntılar üzerindeki gerçekçi çizimleriyle ön plana çıkar. Babasıyla aynı ismi taşımasından dolayı kendisi genç Holbein olarak bilinir. Babası daha çok dini konular hakkında resimler yaparken, genç Holbein burjuvayı resmeder. Holbein’in en bilinen eseri 1533 tarihli ‘’Elçiler’’ isimli tablodur. Kolları masanın üzerinde resmedilen iki kişiden soldaki; Fransa’nın İngiltere elçisi ve resmin siparişini veren Jean de Dinteville, sağdaki ise Lavaur Kardinali Georges de Selve. Georges de Selve’nin de Venedik ve İngiltere’de elçilik yaptığı göz önünde bulundurulursa tablonun isminin ‘Elçiler’ olması çok doğaldır Detaylara indiğimizde Jean de Dinteville’in elinde tuttuğu varaklı hanç...

NERDEN GELİYOR BU KAN?

Resim
 NERDEN GELİYOR BU KAN? Hepinize merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları Kırmızı Defter’in bu sayfasında sizleri geçmişte yaşamış fakat günümüzde değişik bir olayla gündem olan bir hanımefendiden bahsedeceğiz dilerseniz başlayalım.. Lady Day olarak da bilinen Xin Zhui, antik Çin’deki Batı Han hanedanlığı döneminde Dai’nin Markiziydi. Mezarı, ölümünden 2000 yıl sonra yanında birçok değerli eser belge ile birlikte Çin’de Mawangdui adında bir tepenin içinde bulundu. Buraya kadar her şey normal. Ancak herkesi şaşırtan şey, vücudunun ölümünden binlerce yıl sonra bile ne kadar iyi korunmuş olduğuydu. Lady Day tüm organları sağlam ve kan damarları bozulmamış olarak bulundu, hatta damarlarında az miktarda A Tipi kan da vardı ve saçları ve kirpikleri hala duruyordu. Bilim adamları midesinde kavun tohumlarını buldular ve bu sebeple kavun mevsiminde yaz aylarında öldüğüne inanılıyor. Diğer taraftan bu, kavun yedikten sonra birkaç saat içinde öldüğü anlamına da geliyor. Herkeste merak ...

MAYA MİTOLOJİSİ

Resim
 MAYA MİTOLOJİSİ Herkese merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defter’in bu sayfasında sizleri maya uygarlığının ilginç mitolojisinden götüreceğiz. Dilerseniz başlayalım… Maya geleneklerinde diğer ulusların gelenekleriyle paralellik gösteren sembollerden bazıları şunlardır: Mısır : Mayaların temel sembollerinden biridir. Mayaların kutsal kitaplarından  Popol-Vuh ’ta ilk yapılan Ademler’le sonraki Ademler’in yoğurulduğu maddelerin aynı olmadıkları belirtilir. Önce toprağın kullanıldığı, verim alınamayınca, sonra tahıl (mısır) hamurunun kullanıldığı belirtilir. Geyik : Birçok gelenekte reenkarnasyonu simgeler. Skarabe : Esas olarak Mısır’da rastlanan bu sembole Çin geleneğinde “Altın Çiçeğin Gizi” adlı kitapta, Maya geleneğinde ise Chilam Balam adlı kitapta rastlanır. Köpek : Maya geleneğinde köpek, Güneş’i yolunda sevkeden ilahın sembolüdür. Kartal : Şamanizm’in ve Mayalar’ın temel sembollerinden biridir. Kökeni Orta-Asya olan çift başlı kartal sembolü Hititler...

MAYA UYGARLIĞI

Resim
 MAYA UYGARLIĞI Herkese merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defter’in bu sayfasında sizleri bir dönem ses getiren, fakat sonra unutulan ama unutulmaması gereken bir uygarlığa götüreceğiz sizleri. Dilerseniz başlayalım… MS 1. binyılda altın çağını yaşayan köklü Maya uygarlığının geride bıraktığı eserler, günümüz Orta Amerika’sının her tarafında görülebilir. “Maya” terimi; farklı bölgelerde yaşayan modern bir halkı ve bu halkın Orta Amerika’ya yayılmış antik bir uygarlığa hayat veren atalarını ifade eder. Maya uygarlığı MS birinci binyılda altın çağını yaşadı; bu antik uygarlıktan geriye kalan yapılara, günümüzde, Orta Amerika’nın farklı yerlerinde rastlanabilir. Maya uygarlığı hiçbir zaman tek bir devlet olarak var olmadı; aksine, krallar tarafından yönetilen şehirler ve bu şehirlerin etrafına kurulmuş devletlerden oluşuyordu. Bazen, güçlü bir Maya devleti daha zayıf bir devlet üzerinde hakimiyet kurup onları haraç ödeyip iş gücü sağlamaya zorluyordu. Kökenleri Gö...

ÇATAL MI GÜNAH MI ?

Resim
 ÇATAL MI GÜNAH MI ? Hepinize merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları Kırmızı Defter’in bu sayfasında sizleri oldukça değişik bir o kadar da ilginç bir konudan “çatal kullanmanın günah olduğu” zamanlara götüreceğiz. Dilerseniz başlayalım. Yemek yemek insanlık tarihinin ilk anından son anına kadar var olan, fizyolojik olarak da zorunda olduğumuz bir ihtiyaçtır. Yiyecekler zaman içerisinde elbette şekillenmiş enfes tariflere dönüşmüştür. Zaman ve bölgeler fark etmeksizin insanlar yemek yemek için alet ve edevat kullanma ihtiyacı da duymuşlar ki kaşık, çatal, tabak vb. birçok ürün geliştirmişlerdir. Fakat çatal icadı sonrası tartışmalara neden olmuştur. Neden mi? Çatal ilk kez 11. yüzyılda, İtalya'da meyve yemek için kullanılmış, 1450'li yıllardan itibaren de, et yemeklerinde kullanılmaya başlanmıştı. Avrupa'da çatalın kullanılıp yaygınlaşması 16. yüzyıldan sonra olmuştur. Bunun nedeni ise 11. Yy Avrupası’nın özellikle de İtalya da bulunan kiliseleridir. Kiliseler , çata...

DEMETER’İN GAZABI

Resim
 DEMETER’İN GAZABI Herkese merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defter’in bu sayfasında sizleri Yunan mitolojisinin karmaşık ve çetrefilli dünyasına götüreceğiz. Dilerseniz başlayalım Yunan ve Roma mitolojisi bilindiği üzere çok benzer durumlarda anlatılır ki bazı rivayetler aynı mitlerin (mitolojinin kısaltılmış haline mit denir.) farklı isimleri ile anlatıldığını da söyler. Her ne olursa olsun bereket, tahıl ve hasat tanrıçası, güzelliği ile Zeus’u kendine aşık eden Demeter; bir o kadar da gazapları ile meşhurdur. İnsanlar Demeter’in bir görevinin de “yaratma ve yok etme” olduğunu bilen insanlar her zaman Demeter’in gönlünü hoş etmeye çalışmaktaydılar Yunan mitolojisi denilince akla gelen ilk kavramlardan biri de şenliklerdir tabii. Bir gün Eysichthon Dotion kralının oğlu şenliklerde kullanılmak üzere dillere destan bir alan hazırlamak işitiyordu. Bunun için de gerekli olan şey keresteydi. Eysichthon Tanrılara saygısızlık ederek Demeter’in kutsal meşe ormanın...

ŞARAP VE YUNANLILAR

Resim
 ŞARAP VE YUNANLILAR Hepinize merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları Kırmızı Defter’in bu sayfasında sizleri şaraplara ve eski Yunan topraklarına götüreceğiz. dilerseniz başlayalım... Yunanların pembe şarap ve beyaz şarabın yanı sıra kırmızı şarap yapmayı da bildikleri düşünülmektedir. Bugün de olduğu gibi şarap üreticiliğinde pek çok kriter ve özelliğin olduğu bilinmektedir. Normal sofra şarapları ile yüksek kalitedeki şaraplar birbirlerinden farkılı olarak hazırlanırdı. Genel bir kanıya göre, en iyi şaraplar Taşöz, Limni ve Sakız adalarında yapılırdı. Bunların yanında, daha sonraki dönemlerde Girit şarabı da öne çıktı. Şarap yapmak için ezilmiş üzümlerin posasının suyla karıştırılması ile elde edilen ikinci kalite şaraplar, içlerine mayalandırıcı atılarak köylü kesim tarafından kendileri tüketmek amacıyla yapılırdı. Yunanlılar bazen şaraplarını bal ile tatlandırırlardı. (bu işlem için şeker kullanılmazdı) Bunların içine kekik, karpuz ya da başka baharatlar eklenerek tıp al...