Kayıtlar

yeni yazı etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

ANTİK MISIRIN ÖLÜM SONRASI HİZMETKARLARI

Resim
 Hepinize merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defterin bu sayfasında "Ölümden sonra ki hizmetkarları" tabi ki Mısır uygarlığına göre  inceleyeceğiz. Dilerseniz başlayalım... Ey Ushabti, eğer çağrılırsan veya ölüler diyarında yapılması gereken herhangi bir işi yapmak için görevlendirilirsen ‘İşte buradayım’ diyeceksin. Antik Mısır hükümdarlarının ölümlerinden sonra hizmetkarlarının kurban edilerek onlarla birlikte gömülmesi, yaygın ama gerçeği tam olarak yansıtmayan bir bilgidir. Bu eksik ve hatalı bilginin popülerliğini Hollywood etkisi olarak açıklayabiliriz sanırım. Mısır bilimciler, Birinci Sülale döneminde hizmetkarların gömülmesi gibi bir uygulamaya dair spekülasyonlar bulunduğu ancak o zaman dahi bunun istisnai bir işlem olduğu konusunda hemfikirler. Ancak Mısır inanışlarında zengin ve önemli insanlara öte dünyada hizmet edilebilmesi için daha ilgi çekici başka bir yol var; hizmetkar heykelcik Ushabti. Eğer dünyanın çeşitli müzelerini gezme fırsatınız...

İNCİ GİBİ DEĞİL SİMSİYAH DİŞLER

Resim
Hepinize merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Sizleri “Kırmızı Defterin” bu sayfasında güzellik kavramlarını biraz değiştireceğimiz bir konuya değineceğiz. İsterseniz başlayalım... Günümüzde gülümsemek ne kadar önemliyse tarihi dönemlerde de o kadar önemliydi. İnsanlar gülümseyince dişlerinin inci gibi görünmesini ister hatta bu konuda bazen profesyonel destek dahi alırlar. Fakat geçmişte bu durum biraz farklıdır. Başta Japonya olmak üzere Pasifik Adaları, Güney Amerika ve Uzakdoğu Asya gibi ülkelerde diş beyazlığı pek de hoş karşılanmazmış. Bu konuda çok çaba harcayan Japon insanları sonunda Ohaguro adını verdikleri bir teknik geliştirmişler. Bu teknik ile siyah bir madde ile dişlerini boyuyorlarmış, peki neden? Sorumuzun cevabı aslında oldukça basittir; daha çekici bir gülüşe sahip olmak manzaralarının (yüzden kastedilmektedir) bozulmamasıdır.19. yy sonlarına kadar kullanılan siyah diş normal güzellik algılarına uymasa da kadın erkek fark etmeksizin çok sık kullanıyormuş....

Sokrates ve Felsefe

Resim
Hepinize merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları Kırmızı Defter’in bu sayfasında sizleri biraz düşünmeye biraz da geçmişe götüreceğiz. Dilerseniz başlayım… Sokrates karşısına çıkan devlet adamı, şair, esnaf gibi bilgili kişilerle ahlak, din, siyaset ve çeşitli konularda tartışmaya girip onları sorgulamaya başlar. Tartışmalar sonucunda muhataplarının sorulara bir cevabının olmaması ve halkın önünde küçük duruma düşmeleri onları sinirlendirir. Gençlerin oldukça ilgi gösterdiği bu tartışmalar sonucunda bilgi sahibi olduğu düşünülen insanların otoritesi sarsılınca Sokrates’in de düşmanları artmaya başlar ve Atina’nın toplumsal düzenini bozmak, dinsiz olmak ve gençleri yoldan çıkarmak gibi sebeplerle mahkemeye verilir. Mahkeme tarafından da suçlu bulunan Sokrates, felsefe üzerine sorgulamalarına devam edeceğini dile getirir, düşüncelerinden vazgeçmeyi kabul etmez ve şehirden uzaklaşmayı reddeder. Bunun üzerine kendisinden cezasını seçmesi istenir ve Sokrates baldıran zehri içerek ölme...

KAYSERİNİN FOSİLİ

Resim
Hepinize merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Sizleri “Kırmızı Defterin” bu sayfasında çok uzaklara gitmeyeceğiz... Bulunduğunuz şehirden birazcık uzağa Kayseri'ye gideceğiz. Gönül ister ki tüm okuyucularımıza Kayseri'nin mantısından bahsedelim sonra da kalkıp mantı yemeğe gidelim fakat.... Neyse konuyu fazla uzatmadan karnınızı da acıktırmadan başlıyoruz efendim.... Türkiye'mizin her köşesi cennettir elbette ama; her köşesi bir tarihçi, bir arkeolog için ayrı bir cennettir. Bunun en büyük örneğini de yakın zamanda Kayseri'de görüyoruz. Kayseri Yamula Barajı Gölünün kıyısında bulunan "Taşhan" bölgesinde dört yıl önce bir kazı çalışması başlatılmıştı. 2020 yılı sonlarında ise tüm dünyayı şaşkınlığa boğan bir sonuç elde edildi. Çalışmalarda, fillerin atası olarak kabul edilen ve bilinen “Choerolophodon Pentelic” türüne ait milyonlarca yıl öncesinden kalan bir fil kafatası fosili bulundu. Bulunan bu fosil yurt dışından bir çok bilim insanının Türkiye...

SİLAH BAŞINA ! / TO ARMS!!

Resim
Herkese merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defter’in bu sayfasında sizleri Edmund Blair Leighton’nın romantiklik akımına damga vuran eserine bakış atacağız isterseniz başlayalım… Edmund Blair Leighton (1853–1922), en çok romantikleştirilmiş ortaçağ tasvirleriyle tanınan, 19. yy İngiltere'sinde yaşamış bir Pre-Raphaelite (rafael öncesi sanat görüşünü benimseyen akım) sanatçısıydı. 40 yılı aşkın bir süre boyunca eserlerini sergilediği Kraliyet Akademisi'nde resmi bir eğitim de aldı. Çalışmaları genellikle duygusal Viktorya dönemi temalarında romantik arayışları tasvir etmiştir. Bu seçim, ortaçağ temasında kamu ilgisinin yeniden canlanmasını yansıtıyordu. Leighton'ın figürleri genellikle ayrıntılı bir ortaçağ kıyafeti giymiş olarak tasvir edildi ve romantik ya da şövalye arayışlarıyla ilişkilendirildi. Sonuç olarak, eserlerinde düğünlere sıklıkla yer verdi. Bu resmin tam adı Silah Başına! 'Verandadan çıkan tatlı gelin ilahisi, 'Silah Başına...

PARFÜM

Resim
Hepinize merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları Kırmızı Defter’in bu sayfasında sizleri misler gibi kokan bir yazı bekliyor. Dilerseniz başlayalım… İnsanlar yıllar boyunca parfümü birçok farklı şekilde kullandılar. Parfüm, moda endüstrisinde temel bir ürün olmadan önce, asaleti ayırt etmek için kullanılıyordu. Pek çok kültürde, sadece üst sınıflar pahalı ve nadir oldukları için parfümlü ürünlere erişebiliyordu. Kayıtlara geçen ilk parfüm üreticisi ise, Tapputi adında bir kadın kimyagerdi. Mezopotamya'da MÖ 20. yüzyıldan kalma bir kil tablette bu durumu kanıtlayan hikayeler bulundu. Parfümün ortaya çıkmasından sonra, çağlar boyunca, farklı medeniyetler bu büyülü kokuları pek çok farklı şekilde kullandılar. Parfüm Yapımı ve İlk Kullanımlar İlk parfüm, ağaç kabuğu, odun, kökler, yapraklar, çiçekler ve tohumlar gibi doğal malzemeler kullanılarak yapıldı. Parfüm yapımının ilk kanıtı Mısır ve Mezopotamya'ya uzanmakta. Daha sonra ise Persler ve Ro...

TRVİA (AŞIKLAR) ÇEŞMESİ

Resim
Hepinize merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. "Kırmızı Defterin" bu sayfasında sizleri evlerinizden alıyorum ve Roma'ya götürüyorum. Aşıklar Çeşmesini ziyaret etmeye hazırmısınız ? Yolunuz İtalya'ya düşerse tarihi buram buram kokan aşıkları, aşık olmak isteyenleri, kendine çeken filmlere, dizilere konu olan "Aşıklar Çeşmesi" uzun yıllardır dünyamızda varlığını korumaya çalışmaktadır. Trevi Çeşmesi olarak da anılan Aşıklar Çeşmesi; ortasında Neptunus (Poseidon),solunda Ceres (Demeter), sağında ise Salus (Hygieia) heykelleri bulunmaktadır.Poli Sarayı'nın duvarlarından bir tanesine inşa edilen bu heykeller temel olarak deniz tanrıları arasına kurulmuş deniz kabuğunda ki bir tanrı heykelinden oluşmaktadır. Bu muazzam eseri bizlere sunan ünlü isim ise Nicola Salvi'dir. 1732 yılında yapımına başlayan Salvi otuz yılı aşkın sürede bitirmeye çalışmıştır. Roma'da ki Barok tarzının en büyük çeşmesi ve en gösterişlisi olarak kabul edilmektedir. ...

TARİHTE Kİ SALGIN HASTALIKLAR

Resim
Herkese merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defter’in bu sayfasında sizleri tarihimizin en acı anlarına ,sayısız insan kaybetmemize neden olan hastalıklara götüreceğiz. Maskeniz, mesafeniz ve dezenfektanlarınız hazırsa başlayalım… Justinianus Veba Salgını Justinianus Veba Salgını MS 541 ile 542 yıllarında çok şiddetli bir şekilde seyretti. Özellikle Bizans İmparatorluğu’nun başkenti Konstantinopolis’in yanı sıra Sasani İmparatorluğu ile Akdeniz’in tüm liman kentleri bu hastalıktan etkilenmişti. Bu hastalığın bu denli yayılmasının sebebi ise veba ile enfekte olmuş pire taşıyan sıçanların ticaret gemileri aracılığıyla tüm Akdeniz’e yayılmasıydı. MS 541 ila 542 yılları arasında varlığını sürdürse de sonraki yüzyıllarda sürekli olarak insanlara nüks eden hastalık 750 yılına kadar en az 25 milyon insanın ölümüne yol açmıştır. O yıllarda bu rakam tüm dünya nüfusunun %13’üne tekabül ediyordu. 2013’te yapılan bir araştırma ile Justinian Veba salgınının Kara Ölüm’den sorumlu ...

AKHİLLEUS (AŞİL)

Resim
Herkese merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defter’in bu sayfasında sizlere klasik mitolojinin bilinen kahramanlarından ziyade araya kaynayan ama bir o kadar da önemli olan günümüzde adını sıkça andığımız fakat farkında olmadığımız bir tanrıdan bahsedeceğiz. Dilerseniz başlayalım… Akhilleus Truva Savaşında Yunan safhalarında yer alan en önemli tanrılardan biriydi. Bu zamana kadar karşımıza çıkamamasına şaşırdığımız Akhilleus bu savaşta kendini kanıtlamış ve az da olsa kitaplarımızda yerini almıştır. Konumuza geri dönersek; Myrmidon Kralı Peleus ve Deniz Perisi Thetis’in oğluydu. Şunu söylemek gerekir ki her tanrıçanın bir kehaneti vardır. Thetis’in kehaneti de “doğuracağı çocuk babasından daha güçlü olacağı ve onu tahtına oturacağı” konusundaydı. Bu kehanet gün yüzüne çıkana kadar Yunan mitolojisinin meşhur çapkınları Zeus ve Poseidon Thetis’in peşinden ayrılmamış gelin görün ki kehanet gün yüzüne çıkınca ikisi Thetis’den uzaklaşmıştır. (sebebi aşikâr 😊)  Akhill...

MOSKOVA'NIN SİMGESİ AZİZ VASİL KATEDRALİ

Resim
Herkese merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defter’in bu sayfasında sizleri çok değişik bir o kadar da güzel bir yere Moskova'nın derinliklerine götüreceğiz. Dilerseniz başlayalım. Dünyaca ünlü Kızıl Meydan’da yer alan katedralin inşasına 1555 yılında Korkunç İvan’ın emriyle başlanır ve yapı 1561 yılında tamamlanır. Dönemin teknolojisi ve şartları düşünüldüğünde bu kadar ihtişamlı bir yapının 6 senede tamamlanması olağanüstüdür.Rus Devleti’nin Kazan ve Astrahan hanlıklarına karşı kazandığı savaşların simgesi olarak yaptırılan Aziz Vasil Katedrali’nin 8 kubbesi her bir zaferi temsil eder. Kubbeler yapıldığı zaman altın olsa da ne yazık ki bu form günümüze kadar ulaşamaz ve her bir kubbe farklı renk ve kabartmayla tekrar süslenir. En uzun kubbesi 65 metre yüksekliğinde olan bu yapı UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor. Birçok döneme şahitlik eden Aziz Vasil Katedrali, her zaman şehrin en önemli yapıları arasında yer almıştır. Sovyetler Birliği dağılana kadar ...

ACIMASIZ KADINLARIN İNANILMAZ HAYATLARI “AMAZON KADINLARI”

Resim
Herkese merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defter’in bu sayfasında sizleri erkek egemen toplumlara baş kaldıran, bu başkaldırı ile de dünyaya nam salan amazon kadınlarının hikayelerini anlatacağız. Dilerseniz başlayalım Eski mitolojini rivayetlerinden birine  göre savaş tanrısı Ares bir amazon kraliçesi ile çiftleşir. Burada bir dipnot girmemiz gerekir ki amazon toplumu eski dünyada her zaman vardı. Fakat “amazon kadını” tabiri birazdan anlatacağımız efsane ile popülaritesini ve önemini kazanmıştır. Neyse efendim Ares’in bu çiftleşmesi sonucunda ilk amazon kadınlarının atası dünyaya gelmiş. Amazon topraklarında tabii ki erkekler ve erkek çocukları da vardır ama bir kız çocuğu kadar önem taşımamaktaydı. Kız çocukları çok değerli ve kutsal görünürdü. Doğumlarında akılları baki olana kadar ki süreçte “savaşçı bir kadın “olmak hakkında bilgiler inceden inceye işlenirdi. Hatta bir söylenceye göre “ergenlik çağına giren kızların sağ memelerini kesilirdi. Bunun nedeni ...

Güneş Tanrısı Helios

Resim
Hepinize merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları Kırmızı Defter’in bu sayfasında sizleri güneş kadar sıcak bir yere değil bizzat güneşe, güneş tanrısı Helios'un yanına götüreceğiz. Güneş gözlükleriniz ve güneş koruyucu kremleriniz hazırsa başlayalım.. Yunan güneş tanrısı olan Helios, Titan Hyperion ile Theia’nın birleşmesi sonucu ortaya çıkan 3 göksel varlıktan biridir. Bu birleşmeden Helios (Güneş) dışında, “Ay Tanrıçası” olan Selene ve “Şafak Tanrıçası” olan Eos da doğmuştur. Helios, Romalılar tarafından Sol adıyla bilinir. Helios, her şeyi gören ve duyan tanrı olarak bilinir. Bu niteliğinden dolayı işlenen günahları cezasız bırakmayacağı düşüncesinden yola çıkarak yapılan her türlü işin tanığı olarak Helios çağrılır. Çoğu zaman her şeyi gören ve duyan tanrı olması nedeniyle özellikle yeminlere başka tanrılarla birlikte tanık olarak çağrılmıştır. Helios, kutsal ağaç ve mezarlara gizlice verilecek zararlara karşı da koruma gücüne sahip olmuş ve bu düşüncedeki herkes için uya...

İŞÇİSİN SEN İŞÇİ KAL

Resim
 Hepinize merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Sizlerle “Kırmızı Defterin” bu sayfasında "1 MAYIS" hakkında konuşacağız, başlığı Cem Karaca'dan içeriği dünyanın birçok kentinden alıyoruz sevgili okuyucularımız... İsterseniz başlayalım.. Özellikle 1880 yılları ve civarlarında dünyada ki bir çok fabrikalarda, şirketlerde çok hızlı bir büyüme, bu büyüme sonucunda da çalışacak işçi bulmada sıkıntısı görülüyordu. Başta "küçük çocukları" çalıştırmakla başlayıp daha sonra da yetişkin insanları günde 14-15saat çalıştırmaları, "karın tokluğuna" insanları çalıştırıp en azından düzgün bir maaş vermemeleri maalesef ki dünya tarihine geçen olaylardandır. Bu şartlar işçilerin, sağlık, iş güvenliği vb. temel haklarının kendileri tarafından savunulması gerektiği fikrini doğurmuştu. 1881 yılına gelindiğinde işçilerin temsili için kurulan Örgütlü Meslek ve Emek Birlikleri Federasyonu "8 saatlik iş günü" mücadelesini ülke geneline yaymak ve işçi...

ULUSLARARASI MÜZELER KONSEYİ (ICOM)

Resim
Herkese merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defter’in bu sayfasında sizleri boş zamanlarımızda gitmekten hoşlandığımız müzelerin konseyine hatta bu konseyin de ilk gününe götüreceğiz… isterseniz başlayalım; ICOM 1946 yılında bir ihtiyaçtan ötürü doğmuştur. Siz sevgili okuyucularımız yazımızın genelinde bu ihtiyacın ne olduğunu anlayacağınız için buraya ikinci kez yazmıyoruz. Eğer ihtiyacın ne olduğunu bulursanız “iletişim” bölümünden bizimle iletişime geçebilirsiniz :) Paris de ilk toplantısı yapılan ICOM, kısa süre sonra da Meksika’da genel kurul toplantısı gerçekleştirir. 1948-1965 yilları arasında faaliyet alanını geliştirerek; organizasyon, sergi, fuar, sergilerin eğitici rolü, müzelerin nasıl olmasın gerektiği vb. bir çok konuda eğitimlere başlar. Her topluluğun içinde olabileceği gibi ICOM içinde de sorunlar meydana gelmiş hatta konsey aidatları ödenmediği gerekçesiyle kapatılması bile ileri sürülmüştür.1971 yılında düzenlenen konferansın ardından ICOM “eşit ha...

BİR VESTA BAKİRESİ OLMAK

Resim
Hepinize merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defter’in bu sayfasında sizleri eski dünyanın en meşhur ve en önemli tapınağı olan Vesta tapınağının bakire kadınlarını ve bu yola nasıl çıktıklarını anlatacağız. İsterseniz başlayalım: Eski dünya da bir çok (eski dünya: özellikle Yunan ve Roma mitolojisinde geçen yerin adıdır.) tapınak mevcuttu. Bu tapınakların da oluşumu ya bir efsaneyle ya da bir hikayeyle başlamıştı. Bu gün sizlere bir tapınağın özelliklerini anlatmaktansa bu tapınağı önemli kılan kişileri anlatacağız. Yunan mitolojisinde adı gecen Vesta tapınağı tarihin tozlu sayfalarına içerisine bulunan bakireler meclisi ile geçmiştir. Çünkü Vesta rahibesi olmak için eğitilen bir kadın bakirelik yemini ettikten sonra; 30 yıl tapınakta çalışacağına söz vermesi gerekmektedir. Bu söz verildikten sonra kişiler “kabul töreni” için rahibeler eşliğinde Vesta Tapınağına getirilirdi. Ve hazırlıklar başlasın… Tapınağa getirilen kişiler önce yıkanır ardından beyaz bir elbise g...