Kayıtlar

SANAT etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

ANTİK MISIRIN ÖLÜM SONRASI HİZMETKARLARI

Resim
 Hepinize merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defterin bu sayfasında "Ölümden sonra ki hizmetkarları" tabi ki Mısır uygarlığına göre  inceleyeceğiz. Dilerseniz başlayalım... Ey Ushabti, eğer çağrılırsan veya ölüler diyarında yapılması gereken herhangi bir işi yapmak için görevlendirilirsen ‘İşte buradayım’ diyeceksin. Antik Mısır hükümdarlarının ölümlerinden sonra hizmetkarlarının kurban edilerek onlarla birlikte gömülmesi, yaygın ama gerçeği tam olarak yansıtmayan bir bilgidir. Bu eksik ve hatalı bilginin popülerliğini Hollywood etkisi olarak açıklayabiliriz sanırım. Mısır bilimciler, Birinci Sülale döneminde hizmetkarların gömülmesi gibi bir uygulamaya dair spekülasyonlar bulunduğu ancak o zaman dahi bunun istisnai bir işlem olduğu konusunda hemfikirler. Ancak Mısır inanışlarında zengin ve önemli insanlara öte dünyada hizmet edilebilmesi için daha ilgi çekici başka bir yol var; hizmetkar heykelcik Ushabti. Eğer dünyanın çeşitli müzelerini gezme fırsatınız...

İLK SANATÇI

Resim
  Hepinize merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defterin bu sayfasında tarihte ki ilk sanatçıyı inceleyeceğiz. Dilerseniz başlayalım... O bir kadın lider, şair, sanatçı; tarihin ilk sanatçısı Enheduanna! ”Hayatım alevler içinde. O beni dağlardaki böğürtlen dikenlerinde mecbur etti yürümeye. Sıyırdı başımdan, Bir başrahibeye yaraşan tacı. Bir hançer ve kılıç verdi elime, ve dedi; ‘senin için yapıldı bunların ikisi de, çevir onları hemen kendi öz bedenine.” Bu dizelerin sahibi Akad kralının biricik kızı, sanat tarihinin ilk sanatçısı olan Enheduanna’ya ait. Kadınların akıl almaz yeteneklerini ve kalplerinden gelen o güçlerini tarih bize bir kere daha kanıtlıyor. Tarihin ilk sanatçısının bir kadın olması ise birçok yüreğe ilham oluyor. Akad Kralı Sargon’un ve Kraliçe Tashlultum’un kızı olduğu iddia edilen Enheduanna’nın varlığı ilk olarak Mezopotamya kazılarıyla ünlü olan arkeolog Sir Charles Leonard Woolley tarafından ortaya çıkartılıyor. Bu kazılar ve sonrasındaki ...

MÜCEVHER

Resim
 Hepinize merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defter'in bu sayfasında sizlere her kadının vazgeçilmez noktası olan mücevherlerin Osmanlı da ki halinden bahsedeceğiz dilerseniz başlayalım. Osmanlı'da mücevher kullanımı son derece geniş bir alana yayılır. Elbette en görkemli mücevher takılar ve mücevher eşyalar padişahlar için hazırlananlardır, ancak saray kadınları ve devlet erkanı da mücevherden vazgeçemeyenlerin başında gelirler.Toplumun her kesiminde geçerli olan ve günümüzde de süren, düğünlerde altın ve mücevher armağan edilmesi geleneği ise mücevher üretimini az ya da çok destekleyen unsurlardandır.  Osmanlı kuyumcusu, bir nakkaş gibi ince çalışarak, tasarımını taşın biçimine az müdahale yapmaya, tasarımını taşın biçimine uydurmaya özen göstererek, bir imparatorluk sentezi olan Osmanlı ruhunu yansıtan, natüralist ağırlıklı yapıtlar vermiştir. Osmanlı Devleti'nin gücü artıp, sınırları genişledikçe mücevherde kullanılacak değerli taşlar ve maden gidere...

MERMERDEN TÜLLERE

Resim
  Herkese merhaba sevgili kırmızı defter okuyucuları. Kırmızı defterin bu sayfasında sizler ile " yüzün naralarında şeffaf bir tül, öyle bırakıvermişçesine gerçek  " mısralarının hikayesini anlacağız . Dilerseniz başlayalım... İlk izlenimde tozlanmaması için üzerleri örtülmüş heykeller olduğunu düşünmeniz oldukça normal. 19. yüzyılın İtalyan sanatçısı  Giovanni Strazza,  mermere zarafeti adeta dokumuş. Strazza 1818'de Milano'da dünyaya gelmiş ve 1875'de Milan'da vefat etmiştir. 1800'lü yılların gem ve mermer oymacılık sanatında duayenleşmiş olan sanatçı hakkında pek az bilgi bulunmasına rağmen sizlerle mermer oymanın zorluğundan, Strazza'nın usta işçiliğine doğru yol alacağız. Mermer Oymacılığı d oku inceliği ve oyma kabartma işlemi doğrudan ilişkili olan mermer, dünyanın en zor işlenebilen taşları arasında gösterilmektedir. Cinsinden dokusuna, kristal yapısından yoğunluğuna kadar hassas birçok etmenin işlenişini etkilediği bu taşlar tarihten günümüze ...

MACAR KOLEKSİYONLARINDA Kİ TÜRK SÜSLEMELER

Resim
  Herkese merhaba sevgili kırmızı defter okuyucuları. Kırmızı defterin bu sayfasında sizler ile "Macar Koleksiyonlarında ki Türk Süslemeler " hakkında konuşacağız. Dilerseniz başlayalım... Dokumalar ve ince süslemeler Macar koleksiyonerlerinin en gözde parçalarıdır. Bu süslemeler ve dokumalar aynı zamanda Osmanlı devletinin kuruluşundan yıkılışına kadar da en önem verdiği ayrıntılardır. Macar arkeoloğu Jozsef Hampel 1910 yılında yaptığı İslam Sanatları Sergisinde; Türklerin dokuma, ilmek, ipek ve kadife işçiliğinin, oyma sanatlarının en uç noktası eserleri toplamış ve sergiyi gezenlerden "evimizde gibiydik," yorumlarıyla başarılı bir sergi çıkarmıştır.  Ortak kültürümüzden de kaynaklanan "evimizde gibi hissettik" havasının elbette başka işaretleride vardır. Gül, lale sembolleri hem Osmanlı devletini hem de Macar krallıklarında kullanılan semboller olmuştur. Tabak içi süslemler, nar şekilleri, dişli yaprak motifleri, hem Osmanlı hem de Macar kültüründe önem...

TÜRK KADIN RESSAMLARIMIZ

Resim
    Herkese merhaba sevgili kırmızı defter okuyucuları. Kırmızı defterin bu sayfasında sizler ile "Türk Kadın Ressamlarımız" hakkında konuşacağız. Dilerseniz başlayalım... Celile Hikmet (1883 – 1956) Nazım Hikmet’in annesidir. Resimleri kadar, güzelliği ve Yahya Kemal’in aşkı ile dillere destan olmuş kadın ressamımızdır. Fausto Zonaro’dan ders aldı. Portreler, çiçekler, hamamda, çıplak kadınlar tasvir ettiği resimler arasındadır. Mihri Müşfik (1886 – 1954) Sanayi-i Nefise Mektebi’nde yöneticilik yaptı. Özellikle portreleriyle bilinir. Tanınmış kişilerin portrelerini yaptı. Atatürk bunlardan birisidir. Ünlü kadın ressamlarımızdan Hale Asaf’ın teyzesidir. Tevfik Fikret’in ölümü üzerine yüzünün kalıbını alıp maskını yaptı. Bu, Türkiye’de yaptığı ilk mask çalışmasıdır. Son yıllarını ABD’de yalnız ve ressam olduğuna pişman olarak geçirmiştir. Kimsesizler Mezarlığı’na gömülmüştür. Müfide Kadri (1890 – 1912) Osman Hamdi Bey, Salvatore Valeri’den dersler aldı. Natürmortları, manz...

RÖNESANS

Resim
 Herkese merhaba sevgili kırmızı defter okuyucuları. Kırmızı defterin bu sayfasında sizler ile avrupanın uzun uğraşlar sonunda bilim, sanat ve kültüre nasıl ulaştığına mercek tutacağız. Dilerseniz başlayalım. Bilgeliğin ve insan düşüncesinin ön planda tutulmasıyla dünya kendini yeni bir olaya hazırlıyordu. Matbaanın  yayılması ile birlikte ülkedeki okur, yazar sayısı artmış ve birçok yabancı eserlerden yapılan çevirilerle halkın okuması desteklenmiştir. Bu dönemin başlamasına neden olan en büyük avantajlardan birisi de, Avrupa’nın sosyal ve ekonomik açıdan bir anda büyümeye başlamasıdır. Avrupa’nın cehalet ve gericiliğinin son bulduğu dönem olmuştur. Peki, İtalya’da başlayan bu dönem nasıl oldu da diğer Avrupa ülkelerine kısa sürede yayıldığına dair soruların kafanızda dolaştığını hissediyor ve hemen cevaplıyoruz efendim.  Bu dönemde tüccarlar zekalarını kullanarak birçok ülkeyi araştırmış ve hangi ülkenin neyi çok sevdiğini, hangi milletin en çok nelere ihtiyacı olduğunu...

MİCHELANGELO'NUN DAVUT'U

Resim
  Hepinize merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Sizleri “Kırmızı Defterin” bu sayfasında sizler ile dünya tarihini en önemli eserlerinden biri olan Davut heykeline yakından bir göz atacağız. Dilerseniz başlayalım... 1504 yılında Michelangelo  tarafından Davut heykeli; bir peygamber ve İsrail kralı olan Davut'u simgelemektedir. Davut Kudüs'te doğmuş, önce peygamber sonra da kral olmak için zorlu yollardan geçmiştir. İsrailoğllarına kral olan Davut, ibadeti bütün, oldukça savaşçı ve güzel sesli bir kimseymiş. Savaşmadığı zamanlarda halkı ile demircilik ve çobanlık yaparmış. Dini boyutunu bir kenara bırakırsak hikayelere ve rivayetlere göre Davut çok heybetli ve güçlü biriymiş. Yaşadığı coğrafya ve çevresinde ki insanlara yardımda bulunurmuş.  Şaul adlı bir lider ( Şaul ile alakalı daha detaylı bilgi isterseniz Instagram, Twitter ve Yorumlar kısmından bize ulaşabilir, bir sonra ki yazıyı siz belirleyebilirsiniz... ) Filistin haklına karşı büyük bir savaş açmıştır...

SİLAH BAŞINA ! / TO ARMS!!

Resim
Herkese merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defter’in bu sayfasında sizleri Edmund Blair Leighton’nın romantiklik akımına damga vuran eserine bakış atacağız isterseniz başlayalım… Edmund Blair Leighton (1853–1922), en çok romantikleştirilmiş ortaçağ tasvirleriyle tanınan, 19. yy İngiltere'sinde yaşamış bir Pre-Raphaelite (rafael öncesi sanat görüşünü benimseyen akım) sanatçısıydı. 40 yılı aşkın bir süre boyunca eserlerini sergilediği Kraliyet Akademisi'nde resmi bir eğitim de aldı. Çalışmaları genellikle duygusal Viktorya dönemi temalarında romantik arayışları tasvir etmiştir. Bu seçim, ortaçağ temasında kamu ilgisinin yeniden canlanmasını yansıtıyordu. Leighton'ın figürleri genellikle ayrıntılı bir ortaçağ kıyafeti giymiş olarak tasvir edildi ve romantik ya da şövalye arayışlarıyla ilişkilendirildi. Sonuç olarak, eserlerinde düğünlere sıklıkla yer verdi. Bu resmin tam adı Silah Başına! 'Verandadan çıkan tatlı gelin ilahisi, 'Silah Başına...

AKHİLLEUS (AŞİL)

Resim
Herkese merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defter’in bu sayfasında sizlere klasik mitolojinin bilinen kahramanlarından ziyade araya kaynayan ama bir o kadar da önemli olan günümüzde adını sıkça andığımız fakat farkında olmadığımız bir tanrıdan bahsedeceğiz. Dilerseniz başlayalım… Akhilleus Truva Savaşında Yunan safhalarında yer alan en önemli tanrılardan biriydi. Bu zamana kadar karşımıza çıkamamasına şaşırdığımız Akhilleus bu savaşta kendini kanıtlamış ve az da olsa kitaplarımızda yerini almıştır. Konumuza geri dönersek; Myrmidon Kralı Peleus ve Deniz Perisi Thetis’in oğluydu. Şunu söylemek gerekir ki her tanrıçanın bir kehaneti vardır. Thetis’in kehaneti de “doğuracağı çocuk babasından daha güçlü olacağı ve onu tahtına oturacağı” konusundaydı. Bu kehanet gün yüzüne çıkana kadar Yunan mitolojisinin meşhur çapkınları Zeus ve Poseidon Thetis’in peşinden ayrılmamış gelin görün ki kehanet gün yüzüne çıkınca ikisi Thetis’den uzaklaşmıştır. (sebebi aşikâr 😊)  Akhill...

Güneş Tanrısı Helios

Resim
Hepinize merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları Kırmızı Defter’in bu sayfasında sizleri güneş kadar sıcak bir yere değil bizzat güneşe, güneş tanrısı Helios'un yanına götüreceğiz. Güneş gözlükleriniz ve güneş koruyucu kremleriniz hazırsa başlayalım.. Yunan güneş tanrısı olan Helios, Titan Hyperion ile Theia’nın birleşmesi sonucu ortaya çıkan 3 göksel varlıktan biridir. Bu birleşmeden Helios (Güneş) dışında, “Ay Tanrıçası” olan Selene ve “Şafak Tanrıçası” olan Eos da doğmuştur. Helios, Romalılar tarafından Sol adıyla bilinir. Helios, her şeyi gören ve duyan tanrı olarak bilinir. Bu niteliğinden dolayı işlenen günahları cezasız bırakmayacağı düşüncesinden yola çıkarak yapılan her türlü işin tanığı olarak Helios çağrılır. Çoğu zaman her şeyi gören ve duyan tanrı olması nedeniyle özellikle yeminlere başka tanrılarla birlikte tanık olarak çağrılmıştır. Helios, kutsal ağaç ve mezarlara gizlice verilecek zararlara karşı da koruma gücüne sahip olmuş ve bu düşüncedeki herkes için uya...

MAYA MİTOLOJİSİ

Resim
 MAYA MİTOLOJİSİ Herkese merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defter’in bu sayfasında sizleri maya uygarlığının ilginç mitolojisinden götüreceğiz. Dilerseniz başlayalım… Maya geleneklerinde diğer ulusların gelenekleriyle paralellik gösteren sembollerden bazıları şunlardır: Mısır : Mayaların temel sembollerinden biridir. Mayaların kutsal kitaplarından  Popol-Vuh ’ta ilk yapılan Ademler’le sonraki Ademler’in yoğurulduğu maddelerin aynı olmadıkları belirtilir. Önce toprağın kullanıldığı, verim alınamayınca, sonra tahıl (mısır) hamurunun kullanıldığı belirtilir. Geyik : Birçok gelenekte reenkarnasyonu simgeler. Skarabe : Esas olarak Mısır’da rastlanan bu sembole Çin geleneğinde “Altın Çiçeğin Gizi” adlı kitapta, Maya geleneğinde ise Chilam Balam adlı kitapta rastlanır. Köpek : Maya geleneğinde köpek, Güneş’i yolunda sevkeden ilahın sembolüdür. Kartal : Şamanizm’in ve Mayalar’ın temel sembollerinden biridir. Kökeni Orta-Asya olan çift başlı kartal sembolü Hititler...