Kayıtlar

ANTİK MISIRIN ÖLÜM SONRASI HİZMETKARLARI

Resim
 Hepinize merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defterin bu sayfasında "Ölümden sonra ki hizmetkarları" tabi ki Mısır uygarlığına göre  inceleyeceğiz. Dilerseniz başlayalım... Ey Ushabti, eğer çağrılırsan veya ölüler diyarında yapılması gereken herhangi bir işi yapmak için görevlendirilirsen ‘İşte buradayım’ diyeceksin. Antik Mısır hükümdarlarının ölümlerinden sonra hizmetkarlarının kurban edilerek onlarla birlikte gömülmesi, yaygın ama gerçeği tam olarak yansıtmayan bir bilgidir. Bu eksik ve hatalı bilginin popülerliğini Hollywood etkisi olarak açıklayabiliriz sanırım. Mısır bilimciler, Birinci Sülale döneminde hizmetkarların gömülmesi gibi bir uygulamaya dair spekülasyonlar bulunduğu ancak o zaman dahi bunun istisnai bir işlem olduğu konusunda hemfikirler. Ancak Mısır inanışlarında zengin ve önemli insanlara öte dünyada hizmet edilebilmesi için daha ilgi çekici başka bir yol var; hizmetkar heykelcik Ushabti. Eğer dünyanın çeşitli müzelerini gezme fırsatınız...

ZEHİRLİ DUMAN

Resim
      Hepinize merhaba sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defterin bu sayfasında sizlerle "Gülünce öleceğiniz bir dönemden " bahsedeceğiz  dilerseniz başlayalım. 1991’de, Rhode Island’daki bir lisedeki bazı öğrenci ve öğretmenler, havalandırma sisteminden zehirli dumanlar geldiğini düşündüler. Bu dumanı ilk fark eden 14 yaşındaki kız çocuğu ağlayarak yere düştü. Midesinin ağrıdığını ve gözlerinin acıdığını söyledi. Diğer öğrenciler ve o odadaki öğretmen de daha sonra aynı semptomları yaşamaya başladı. Büyük bir korkuyla hepsi koridora koştular. Kısa süre sonra, koridoru net bir şekilde görebilen bitişik sınıflardaki öğrenciler ve öğretmenler de semptomlar yaşamaya başladı. Sonunda 21 kişi (17 öğrenci ve 4 öğretmen) acil servise gitti. Hepsi baş dönmesi, baş ağrısı ve mide bulantısından şikayet ediyordu. Ancak devamında yapılan araştırmada okulda toksik gaz kanıtı bulunamadı. Çocukları ve öğretmenleri tedavi eden doktorlar, salgının Basra Körfezi Savaşı ...

DANS DANS DANS

Resim
    Hepinize merhaba sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defterin bu sayfasında sizlerle "Dans Salgınından" bahsedeceğiz  dilerseniz başlayalım. Temmuz 1518’de Strazburg şehrinde (o zamanlar Kutsal Roma İmparatorluğunun bir parçasıydı) ani ve kontrol edilemez gibi görünen olay meydana geldi. 400 erkek ve kadın yorgunluktan bayılana kadar dans etti. Diyeceksiniz ki nesi var bunun buyrun devam ediyoruz efendim.. Önce 1518 Temmuz ayında Frau Troffea olarak bilinen bir kadın sokağa adımını atıp sessizce dans etmeyi başladı. Neredeyse bir hafta boyunca uyumadan, yemek yemeden solo dansına devam etti. Sonrasında ona başkaları da katılmaya başladı.İlk başta 34 kişi kadardılar. Ancak Ağustos ayına gelindiğinde, dans salgını 400 kişiyi etkisi altına almıştı. Yerel doktorlar konuya bir açıklama getiremiyordu. En sonunda bunun kanın fazla ısınması ile ilgili doğal bir hastalık olduğuna karar verildi. Tedavisi de hastalıktan kurtulana kadar dans etmekti. Bu olay tarihe 1518 ...

MOĞOLLARIN MERYEMİ

Resim
  Hepinize merhaba sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defterin bu sayfasında sizlerle "Moğolların Meryeminden " bahsedeceğiz  dilerseniz başlayalım.   Maria  Komnini Paleologina Diplovatacina 1252’de Küçük Asya’nın Iznik şehrinde doğdu. Önemli bir generalin gayri meşru kızıydı. Imparatorluğu, onu ele geçirmiş olan ve nefret edilen haçlılardan geri almayı konuşan ve 1261 de Altın Kapı’dan geçen sekizinci  Mihail Paleologu’nun kızı. O zamanlar, Iznik’te elli yedi sene aralıksız devam eden sürgünden sonra Mihail, Bizanslıların Konstantinopolis’lerine geri dönmelerine rehberlik etti, haçlıları perişan hale getirdikleri şehirden sınır dışı etti ve Doğu Roma Imparatorluğu  (Bizans ) yeniden ortodoksluk havasını soludu. Ancak  Maria Komnini, memleketinin yeniden inşaasından zevk almaya uzun yıllar nail olamıyor. Babası diplomatik nedenlerle, henüz oniki yaşındayken, onu gelin olarak Asya’nın uzak yerlerine gönderme kararı aldı. Cengiz Han’ın torunu v...

BABA

        Hepinize merhaba sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defterin bu sayfasında sizlerle "babalarımızda" konuşacağız  dilerseniz başlayalım. Bazen kızsak da, çoğu zaman küssek de kızların ilk aşkı, erkeklerin de ilk sırdaşıdır babalar. Çoğu sert mizaçlı olsa da evimizin neşesidirler, akıl danışılacak en iyi arkadaş, sıkışınca çalınacak en güzel kapıdır babalarımız. Bizim gibi düşünüyor olacak ki Sonora Smart Dodd adlı hanımefendi anneler gibi babaların da özel bir güne ihtiyacı olduğunu savunmuş, eşini kaybeden ve altı çocuğuna tek başına bakan babasının doğum tarihi olan 5 haziran için kolları sıvamıştır. Fakat Amerikan İç Savaşının yaralarını hala taşıyan toplum da 5 haziranda böylesi bir kutlamaya hazır olmadığından Haziran ayının üçüncü pazar gününe kadar ertelemişler. Bu olaylardan haberdar olan Amerika Birleşik Devleti Başkanı Calvin Coolidge kutlamaları desteklemiş ama resmiyete koymamıştır. Bir süre sonra hükümetin değişmesi ile konu tek...

GÜLERSENİZ ÖLÜRSÜNÜZ

Resim
     Hepinize merhaba sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defterin bu sayfasında sizlerle "Gülünce öleceğiniz bir dönemden " bahsedeceğiz  dilerseniz başlayalım. Tarihler 1962 yılını gösterdiğinde Tanzanya da çok garip bir salgın hastalık çıktı.  Tanzanya’nın Kashasha köyünde bulunan kız yatılı okulunda üç kız öğrenci arasında gülme krizi çıktı. Sonrasında salgın tüm okula yayıldı. Bu salgın diğer birçok salgından farklı olarak doğrudan direk hastalığa sebep olmuyordu. Aksine insanların gülmesine yol açıyordu.  Sorun şu ki bu gülme kontrolsüz biçimde gerçekleşiyordu. Salgın nedeniyle okul bir süreliğine kapatıldı. Ancak yatılı öğrencilerin evlerine gönderilmesi salgına daha büyük bir yayılma alanı sundu. Salgın diğer köylerde de çoğunlukla gençler arasında yayılarak etkisini arttırdı. Aralıklarla ortaya çıkan ve yaklaşık 18 ay süren bu salgın toplamda 1000’den fazla kişiyi etkiledi, 14 okul kapatıldı. Hastaların semptomları, birkaç saatten 16 güne k...

AFRİKALI KADINLAR

Resim
 Hepinize merhaba sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defterin bu sayfasında sizlerle "Afrika da ki kadınların değişik güzelliklerini" konuşacağız  dilerseniz başlayalım. Coğrafyalar değiştikçe insanların beğenileri, güzellik algıları da değişmektedir. Günümüzde kadın ya da erkeklerin hoşlandığı kişileri kendilerine çekmek için kullandıkları sözde "güzellik algıları" eski zamanlarda farklı amaçlar için kullanılıyormuş.  Kadınların obje olarak görüldüğü, köle olarak satıldıkları dönemlerde güçlü, çevik insanların coğrafyası olan Afrikaya gözler dikilmiştir. Avrupalıların köle olarak insan satın aldığı dönemlerde, Afrikalı kadınlara büyük ilgi duyuluyormuş. Topraklarından ayrılmak istemeyen kadınlar ise kendilerini çirkinleştirerek, "seçilen" olmamaya çalışırlarmış. Kimisi dudağının iç kısmına jilet koyar, kimisi alt dudağına belirli çaplarda halkalar takar, kulak memelerini keser ya da vücutlarına ateşle şekiller çizerlermiş. Bazı kabileler ise kadı...

DİN VE MANTIK

Resim
Hepinize merhaba sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defterin bu sayfasında sizlerle "din ve mantık" konuşacağız  dilerseniz başlayalım. Din ve mantık arasında bağlantılar ve ilişkiler vardır, ancak tam olarak nasıl bir ilişkiye sahip oldukları konusu tartışmalıdır. Din, genellikle inanç sistemleri, ritüeller ve ahlaki değerlerin bir bütünü olarak tanımlanırken, mantık ise akıl yürütme, düşünce süreçleri ve doğru sonuçlara ulaşma yöntemleriyle ilgilenen bir disiplindir. Bazıları din ve mantık arasında bir çatışma olduğunu düşünürken, diğerleri ise ikisinin uyumlu olabileceğine inanır. İşte din ve mantık arasındaki bazı ilişkilerin örnekleri: Tanrı'nın Varlığı: Din, genellikle Tanrı veya Tanrısal varlıkların var olduğunu savunur. Mantık ise argümanları değerlendirme ve analiz etme süreciyle ilgilenir. Tanrı'nın varlığını savunan veya reddeden argümanlar mantık yoluyla ele alınabilir ve değerlendirilebilir. Teolojik Argümanlar: Teolojik argümanlar, mantık ve fel...

REMBRANDT'IN KAYIP TABLOSU: THE STORM ON THE SEA OF GALİLEE

Resim
 Hepinize merhaba sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defterin bu sayfasında sizlerle " dönemine damga vuran bir tablodan " konuşacağız  dilerseniz başlayalım.  The Storm on the Sea of Galilee, Hollandalı ressam Rembrandt van Rijn tarafından 1633 yılında yağlı boya tekniğiyle yapılmış bir tablodur. Bu tablo, Yeni Ahit'teki İsa'nın havarileriyle birlikte bir fırtınada bulundukları anı tasvir eder.  Tabloda, bir grup havari bir gemide fırtınaya yakalanmıştır ve gemi batmak üzere gibidir. İsa ise ön planda, havarilerine sakinleşmelerini söyleyen bir duruşla tasvir edilir. Tablonun içinde bulunduğu Gardner Müzesi, Boston'daki bir sanat müzesidir. Rembrandt'ın "The Storm on the Sea of Galilee" adlı eseri, birçok sanat eleştirmeni tarafından sanat tarihinin en önemli yağlı boya tablolarından biri olarak kabul edilir. Ayrıca, tablo, Rembrandt'ın dönemindeki Hollanda sanatının önemli bir örneği olarak da  görülmektedir.  Hollandalı ressam, resim ...

BİR SAMSUN YOLCUSU

‘’1919 senesi Mayıs’ının 19. Günü Samsun’a çıktım…’’  Hepinize merhaba sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defterin bu sayfasında sizlerle "mayısın ayının en güzel gününü 19 Mayısı " konuşacağız  dilerseniz başlayalım.  Nutuk da böyle başlar 1919 senesi Mayısın 19. günü Samsuna çıktım. Samsuna çıkış kadar Samsun öncesi ve sonrası da zorluydu. Halk mağdur, hükümet yok, devletler açtı. Askeri başarılarıyla nam salan Mustafa Kemal İstanbul hükümeti (Osmanlı Devleti) tarafından Samsuna "gerekli nedenlerden" gönderilmek isteniyor.Gerekli neden ise örgütlenen halkı, silahlanan ve kendini korumaya çalışan halkın elinden gücünü almak. Askeri personel olarak o gemiye binen Mustafa Kemal sivil ve hür bir vatansever olarak ineceğini bilmeden yola koyuldu.  19 Mayıs 1919 tarihi, Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihindeki dönüm noktalarından biridir. Atatürk Millî Mücadele sıralarında Türk milletini ileri götürecek olanların ve köhnemiş fikirlere karşı gelecek olanların genç fi...

14 MAYIS 2023

   Hepinize merhaba sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defterin bu sayfasında sizlerle "yaklaşan cumhurbaşkanlığı ve millet vekilliği " hakkında konuşacağız dilerseniz başlayalım... Yüksek Seçim Kurulu 12 Mart 2023 tarihinde Cumhurbaşkanlığı ve 28’nci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi genel seçimlerinde uygulanacak kuralları, oy kullanma saatlerini ve bir sandık gölgesindeki seçmen sayısını belirlediği kararları Resmi Gazete’de yayınladı sevgili okurlar.  14 Mayıs 2023 Pazar günü sabah  saat 06.00’dan gece saat 24.00’e kadar  her ne sebeple olursa olsun h er çeşit alkollü içki satılması ve verilmesi yasak . Emniyet ve asayişi korumakla görevli olanlar dışındaki kişilerin  her türlü ateşli silah,  saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış her türlü kesici, delici ve zarar verici aletin  kullanılması yasak .  Oy verme günü süresince  kahvehane, kıraathane ve internet kafe  gibi bütün kamusal eğlence yerlerinin  ka...

ANNELER

Resim
  Hepinize merhaba sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defterin bu sayfasında sizlerle "ilk anneler gününü" hakkında konuşacağız dilerseniz başlayalım. Anneler günü tüm dünyada kutlanan özel bir gündür. Biliyoruz ki hepimiz annelerimizin değeri bir günle ölçülmez ya da anne olmak için sadece "doğurmak" yeterli değildir. Peki hiç düşündünüz mü ilk anneler günü nasıl ortaya çıkmış? Baş kahramanımız Anna Jarvis... Çok çocuklu bir ailenin yaşayan nadir çocuklarından biridir Anna. (Zamanın şartları nedeniyle çocuklar erken yaşta ölebiliyorlardı. Hastalık, savaş, yetersiz beslenme gibi...) Anna kendi aile acılarını kimsenin yaşamaması için kendini geliştirmiş, örnek aldığı annesi aktivist ve öğretmenlik mesleğinde ki dik duruşundan ilham alarak;  askerlerin hayatlarını kurtarmak amacıyla kendini bu alana adamıştır. Biliyoruz ki Amerika uzunca bir süre iç savaş yaşamış ve en çok acıyıda çocuklarını kaybeden anneler yaşamıştır. Anna bu durum için "Arkadaşlık Gü...

MERDİVENLER

Resim
 Hepinize merhaba sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defterin bu sayfasında sizlerle "kalelerin dar ve sarmal merdivenleri " hakkında konuşacağız dilerseniz başlayalım. Kaleler devletlerin ve imparatorlukların düşmana karşı gövde gösterileridir. Eski zamanlarda kalelerde çalışmak ya da kale muhafızı olmaksa statüsel bakımdan önde olmanın avantajlarını içermekteydi. Sanat tarihçileri dışarıdan baktıklarında bir kalenin hangi yüzyılda yapıldığını, hangi dönemde hangi yöneticiye yaptıklarını anlayabilirler. Bizim gibi tarih meraklıları ise bulunduğumuz yerlerde ki ya da gezip gödüğümüz yerlerde ki kaleleri düşünür "acaba kaç savaş görmüştür?, Kaç kişi ölmüştür bu kalenin içinde? Yahu bu ne dar merdiven ?" gibi soruları düşünür dururuz. Elbette tüm sorularına cevap veremeyiz ama "neden bu kadar dar bu merdivenler" sorunuzun cevabıyla karşınızdayız.  Herhangi bir kale düşünün sevgili okurlarımız. Bu kale işgale uğradığında düşman askerleri merdivenden ...

FELSEFE Mİ ? TARİH Mİ ? TARİH FELSEFESİ Mİ ?

 Hepinize merhaba sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defterin bu sayfasında sizlerle "tarihinde mi felsefesi olur yahu " yu anlatacağız  dilerseniz başlayalım. Tarih felsefesi alanı çok meşakkatli bir alandır. Tarihin Felsefesi veya Felsefe Tarihi tartışmaları bir alan haline gelerek, günümüzde hâlâ konuşulmaktadır. İlk başta Tarih felsefesini biz Eski Yunan dönemi (Batı Felsefesi Tarihi) ile başlatırız. Daha sonrası ise İslam devletlerinde Batı’nın çalışmalarını gören hükümdarlar kitapları getirerek çevirmeler yaparlar ve İslam da ilim yükselmeye başlar. İslam’da ilk başta Felsefe Kelam ile başlatılır ve birçok akımlar ortaya çıkar. İslam filozoflarından en önemlisi de El-Kindi’dir. Onun eseri olan ‘’Felsefi Risaleler’’ büyük ilgi görür. İki yüzyıllık bir dönemi içerse de kökleri itibariyle tarihin felsefesi olarak ele alınışı ve irdelenişi Aziz Augustinus’a kadar götürebiliriz. Orta Çağ döneminde İslam filozoflarında da İbn-i Haldun’un ‘’Mukaddime’’ eseri de Batı f...