Kayıtlar

ANTİK MISIRIN ÖLÜM SONRASI HİZMETKARLARI

Resim
 Hepinize merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defterin bu sayfasında "Ölümden sonra ki hizmetkarları" tabi ki Mısır uygarlığına göre  inceleyeceğiz. Dilerseniz başlayalım... Ey Ushabti, eğer çağrılırsan veya ölüler diyarında yapılması gereken herhangi bir işi yapmak için görevlendirilirsen ‘İşte buradayım’ diyeceksin. Antik Mısır hükümdarlarının ölümlerinden sonra hizmetkarlarının kurban edilerek onlarla birlikte gömülmesi, yaygın ama gerçeği tam olarak yansıtmayan bir bilgidir. Bu eksik ve hatalı bilginin popülerliğini Hollywood etkisi olarak açıklayabiliriz sanırım. Mısır bilimciler, Birinci Sülale döneminde hizmetkarların gömülmesi gibi bir uygulamaya dair spekülasyonlar bulunduğu ancak o zaman dahi bunun istisnai bir işlem olduğu konusunda hemfikirler. Ancak Mısır inanışlarında zengin ve önemli insanlara öte dünyada hizmet edilebilmesi için daha ilgi çekici başka bir yol var; hizmetkar heykelcik Ushabti. Eğer dünyanın çeşitli müzelerini gezme fırsatınız...

REMBRANDT'IN KAYIP TABLOSU: THE STORM ON THE SEA OF GALİLEE

Resim
 Hepinize merhaba sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defterin bu sayfasında sizlerle " dönemine damga vuran bir tablodan " konuşacağız  dilerseniz başlayalım.  The Storm on the Sea of Galilee, Hollandalı ressam Rembrandt van Rijn tarafından 1633 yılında yağlı boya tekniğiyle yapılmış bir tablodur. Bu tablo, Yeni Ahit'teki İsa'nın havarileriyle birlikte bir fırtınada bulundukları anı tasvir eder.  Tabloda, bir grup havari bir gemide fırtınaya yakalanmıştır ve gemi batmak üzere gibidir. İsa ise ön planda, havarilerine sakinleşmelerini söyleyen bir duruşla tasvir edilir. Tablonun içinde bulunduğu Gardner Müzesi, Boston'daki bir sanat müzesidir. Rembrandt'ın "The Storm on the Sea of Galilee" adlı eseri, birçok sanat eleştirmeni tarafından sanat tarihinin en önemli yağlı boya tablolarından biri olarak kabul edilir. Ayrıca, tablo, Rembrandt'ın dönemindeki Hollanda sanatının önemli bir örneği olarak da  görülmektedir.  Hollandalı ressam, resim ...

BİR SAMSUN YOLCUSU

‘’1919 senesi Mayıs’ının 19. Günü Samsun’a çıktım…’’  Hepinize merhaba sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defterin bu sayfasında sizlerle "mayısın ayının en güzel gününü 19 Mayısı " konuşacağız  dilerseniz başlayalım.  Nutuk da böyle başlar 1919 senesi Mayısın 19. günü Samsuna çıktım. Samsuna çıkış kadar Samsun öncesi ve sonrası da zorluydu. Halk mağdur, hükümet yok, devletler açtı. Askeri başarılarıyla nam salan Mustafa Kemal İstanbul hükümeti (Osmanlı Devleti) tarafından Samsuna "gerekli nedenlerden" gönderilmek isteniyor.Gerekli neden ise örgütlenen halkı, silahlanan ve kendini korumaya çalışan halkın elinden gücünü almak. Askeri personel olarak o gemiye binen Mustafa Kemal sivil ve hür bir vatansever olarak ineceğini bilmeden yola koyuldu.  19 Mayıs 1919 tarihi, Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihindeki dönüm noktalarından biridir. Atatürk Millî Mücadele sıralarında Türk milletini ileri götürecek olanların ve köhnemiş fikirlere karşı gelecek olanların genç fi...

14 MAYIS 2023

   Hepinize merhaba sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defterin bu sayfasında sizlerle "yaklaşan cumhurbaşkanlığı ve millet vekilliği " hakkında konuşacağız dilerseniz başlayalım... Yüksek Seçim Kurulu 12 Mart 2023 tarihinde Cumhurbaşkanlığı ve 28’nci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi genel seçimlerinde uygulanacak kuralları, oy kullanma saatlerini ve bir sandık gölgesindeki seçmen sayısını belirlediği kararları Resmi Gazete’de yayınladı sevgili okurlar.  14 Mayıs 2023 Pazar günü sabah  saat 06.00’dan gece saat 24.00’e kadar  her ne sebeple olursa olsun h er çeşit alkollü içki satılması ve verilmesi yasak . Emniyet ve asayişi korumakla görevli olanlar dışındaki kişilerin  her türlü ateşli silah,  saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış her türlü kesici, delici ve zarar verici aletin  kullanılması yasak .  Oy verme günü süresince  kahvehane, kıraathane ve internet kafe  gibi bütün kamusal eğlence yerlerinin  ka...

ANNELER

Resim
  Hepinize merhaba sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defterin bu sayfasında sizlerle "ilk anneler gününü" hakkında konuşacağız dilerseniz başlayalım. Anneler günü tüm dünyada kutlanan özel bir gündür. Biliyoruz ki hepimiz annelerimizin değeri bir günle ölçülmez ya da anne olmak için sadece "doğurmak" yeterli değildir. Peki hiç düşündünüz mü ilk anneler günü nasıl ortaya çıkmış? Baş kahramanımız Anna Jarvis... Çok çocuklu bir ailenin yaşayan nadir çocuklarından biridir Anna. (Zamanın şartları nedeniyle çocuklar erken yaşta ölebiliyorlardı. Hastalık, savaş, yetersiz beslenme gibi...) Anna kendi aile acılarını kimsenin yaşamaması için kendini geliştirmiş, örnek aldığı annesi aktivist ve öğretmenlik mesleğinde ki dik duruşundan ilham alarak;  askerlerin hayatlarını kurtarmak amacıyla kendini bu alana adamıştır. Biliyoruz ki Amerika uzunca bir süre iç savaş yaşamış ve en çok acıyıda çocuklarını kaybeden anneler yaşamıştır. Anna bu durum için "Arkadaşlık Gü...

MERDİVENLER

Resim
 Hepinize merhaba sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defterin bu sayfasında sizlerle "kalelerin dar ve sarmal merdivenleri " hakkında konuşacağız dilerseniz başlayalım. Kaleler devletlerin ve imparatorlukların düşmana karşı gövde gösterileridir. Eski zamanlarda kalelerde çalışmak ya da kale muhafızı olmaksa statüsel bakımdan önde olmanın avantajlarını içermekteydi. Sanat tarihçileri dışarıdan baktıklarında bir kalenin hangi yüzyılda yapıldığını, hangi dönemde hangi yöneticiye yaptıklarını anlayabilirler. Bizim gibi tarih meraklıları ise bulunduğumuz yerlerde ki ya da gezip gödüğümüz yerlerde ki kaleleri düşünür "acaba kaç savaş görmüştür?, Kaç kişi ölmüştür bu kalenin içinde? Yahu bu ne dar merdiven ?" gibi soruları düşünür dururuz. Elbette tüm sorularına cevap veremeyiz ama "neden bu kadar dar bu merdivenler" sorunuzun cevabıyla karşınızdayız.  Herhangi bir kale düşünün sevgili okurlarımız. Bu kale işgale uğradığında düşman askerleri merdivenden ...

FELSEFE Mİ ? TARİH Mİ ? TARİH FELSEFESİ Mİ ?

 Hepinize merhaba sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defterin bu sayfasında sizlerle "tarihinde mi felsefesi olur yahu " yu anlatacağız  dilerseniz başlayalım. Tarih felsefesi alanı çok meşakkatli bir alandır. Tarihin Felsefesi veya Felsefe Tarihi tartışmaları bir alan haline gelerek, günümüzde hâlâ konuşulmaktadır. İlk başta Tarih felsefesini biz Eski Yunan dönemi (Batı Felsefesi Tarihi) ile başlatırız. Daha sonrası ise İslam devletlerinde Batı’nın çalışmalarını gören hükümdarlar kitapları getirerek çevirmeler yaparlar ve İslam da ilim yükselmeye başlar. İslam’da ilk başta Felsefe Kelam ile başlatılır ve birçok akımlar ortaya çıkar. İslam filozoflarından en önemlisi de El-Kindi’dir. Onun eseri olan ‘’Felsefi Risaleler’’ büyük ilgi görür. İki yüzyıllık bir dönemi içerse de kökleri itibariyle tarihin felsefesi olarak ele alınışı ve irdelenişi Aziz Augustinus’a kadar götürebiliriz. Orta Çağ döneminde İslam filozoflarında da İbn-i Haldun’un ‘’Mukaddime’’ eseri de Batı f...

GENCECİK OSMAN

 Hepinize merhaba sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defterin bu sayfasında sizlerle "Genç Osman" hakkında konuşacağız  dilerseniz başlayalım.  Osmanlı İmparatorluğu’nun 16. Padişahı ve 95. İslam halifesidir kendileri.13 yaşında tahta geçen en genç padişahlar arasındadır. Diğer birçok Osmanlı padişahı gibi çok iyi derecede tahsil görmüş, Arapça ve Farsça’yı çok iyi öğrenenmiş,  bazı kaynaklara göre Latince, Yunanca ve İtalyanca gibi batı dillerini de biliyormuş. Genç Osman, diğer padişahlara nazaran daha ilginç bir karaktere sahip olmasıyla birlikte bazı ilklerle de adı anılır. Osmanlı padişahları arasında en genç yaşta vefat etmesi, ayaklanma sonucu öldürülen ilk padişah olması gibi bazı ilklerle tarihe geçti. Yedikule Zindanları’nda yeniçeriler tarafından öldürülen Osman, babası I. Ahmed’in yaptırdığı Sultanahmed Camii’nin yanına defnedildi. Hayatı ve icraatları kadar öldürülmesi de bir o kadar ilginçtir. Genç Osman  hayatının şehzadelik dönemiyle ilg...

PUDUHEPA

Hepinize merhaba sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defterin bu sayfasında sizlerle "Puduhepa"  hakkında konuşacağız dilerseniz başlayalım.   Gözlerinizi kapatın ve kendinizi yüzyıllar önce Mezopotamya’nın acımasız ikliminde hayal edin. Kadın olarak çoğu haklarınızdan maruz bırakıldığınız, ataerkil bir yönetim şeklinin sosyal hayatta da hüküm sürdüğü antik çağda…  Fakirseniz, eşinize karşı yerine getirmek zorunda olduğunuz sorumluluklar var. Soylu tabakadansanız, siyasi istikrar için bir piyon görevi görmek zorundasınız. Ancak tam da bu zamanlarda, çağının ötesinde yaşayan bir kadın vardı: Puduhepa.Günümüzde Çorum, Boğazköy olarak adlandırdığımız Hattuşa başkentli Hitit Devleti, Mezopotamya’da acımasız rüzgarlar eserken kendi varlığını sürdürmeye çalışıyordu.  Bir tarafında Doğu’nun sert politikalarında kendi benliklerini var eden Asur ve Babil Devletleri, bir tarafında ise, günümüze kadar ulaşacak olan tapınaklara ev sahipliği yapmış ve Ege’de hüküm süren Y...

HAVVA VE LİLİTH

Resim
 Hepinize merhaba sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defterin bu sayfasında sizlerle "HAVVA VE LİLİTH"  hakkında konuşacağız dilerseniz başlayalım. Tek tanrılı inançların çoğunda insanın yaratılış miti aynıdır. Soyun Adem ve Havva’dan geldiğine inanılır. Havva, erkeğine bağlı ve itaatkar bir kadın olarak gösterilmesine rağmen, şeytana uyar ve bilgelik ağacından, yasak olan meyveyi yer. Adem’e de ikram eder. Böylelikle insan, cezalandırılır ve cennetten kovularak yeryüzüne indirilir. Yukarıda yazılı olan atasözünün ikinci bölümünde Yahudiler, erkeklere bu olayı hatırlatır ve iyi kadınlardan kendilerini korumaları gerektiğini söyler. Sanatın beslendiği en önemli konulardan biri olan aşk, yaratılış mitinde iki kadınla karşımıza çıkar. Biri Havva’dır. Diğeri ise, Yahudi atasözünün ilk bölümünde bahsedilen kadın, yani Lilith’tir. Lilith, İ.Ö. 2000’li yıllarda, Sümer yaratılış mitinde ve sonrasında Kabala öğretilerinde karşımıza çıkar. Tevrat’ta ise, kadının ve erkeğin bir...

ANTİKÇAĞDAN SAĞLIK

  Hepinize merhaba sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defterin bu sayfasında sizlerle "ANTİKÇAĞLARDA SAĞLIK"  hakkında konuşacağız dilerseniz başlayalım. AKUPUNKTUR Akupunktur ya da iğneli uyarım yönteminin, Çin tıbbında yazılı dönemden çok daha önce uygulanmaya başladığı düşünülüyor. Akupunktur ile ilgili ilk bilgilere ise M.Ö. 400’lü yıllar itibariyle rastlanıyor.Çin kültüründe, hastalıkların ‘çi’ adı verilen iç enerji ile dış enerjinin uyumunun bozulmasından kaynaklandığına inanılıyor. Yani, psikolojik bir rahatsızlığın fiziksel bir rahatsızlığa ya da fiziksel bir rahatsızlığın psikolojik bir rahatsızlığa sebep olabileceğine inanıyorlar.Batıda uygulanan analiz ve semptoma bağlı tedavinin aksine Çin tıbbında, hastalığın kök sebebinin tedavi edilmesi hedefleniyor. 3000’den fazla klinik çalışmaya konu olan akupunktur tedavisi, vücudun bazı noktalarına (enerji kanalları ve kanallar üzerinde bulunan direnç noktaları) ince uçlu, özel iğneler batırılarak yapılıyor. Dünya...

TAPINAK ŞÖVALYELERİ

Resim
  Hepinize merhaba sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defterin bu sayfasında sizlerle "Tapınak Şövalyeleri"  hakkında konuşacağız dilerseniz başlayalım. Tapınak Şövalyeleri, Mabet Şövalyeleri veya Tapınak Tarikatı isimleriyle bilinen Hristiyan askeri tarikatı; 1119 yılında, Hristiyan hacıları korumak amacıyla Fransız soylusu Hugues de Payens ve 8 şövalye arkadaşı tarafından kurulmuştur. Süleyman Tapınağı ve İsa’nın Fakir Askerleri olarak da isimlendirilen tarikat kurulduğunda, Kudüs Kralı II. Baudouin, üs olarak Zeytindağı’nı şövalyelere vermiştir. Zeytindağı’nın Süleyman Tapınağı’na yakınlığı sebebiyle de tarikat, Tapınak Şövalyeleri ismiyle anılagelmiştir. Birinci Haçlı Seferi’nin ardından, Hristiyan dünyası için büyük önem arz eden Kutsal Topraklar fethedilmişti. Avrupa’dan binlerce insan Hac vazifelerini yerine getirmek için Kudüs’ü ziyaret etmeye başlamıştı. Uzun ve güvenli olmayan bu yolculuklar sırasında baskınlar yaşanabiliyor, yolları kesen haydutlar, yolcul...

ÖLÜM KOKULU CELLATLAR

Resim
 Hepinize merhaba sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defterin bu sayfasında sizlerle "Cellatlar"  hakkında konuşacağız dilerseniz başlayalım. Büyük bir devlet olmak istiyorsanız, belirli kural ve kanunlarınızın olmasının yanı sıra bunların iyi işlemesi gerekir. Devletin düzenini korumak içinse, cezalarınız caydırıcı olmalıdır. Bu yazımda kısaca, Osmanlı İmparatorluğu’nda düzeni sağlamada en büyük etkenlerden biri olan, fakat isimleri konuşulmayan cellatlardan bahsedeceğim. Cellatlar, tarih boyunca hemen hemen her imparatorlukta ve krallıkta karşımıza çıkar. Suçluları bazen baltayla, bazen giyotinle, bazen kılıçlarıyla, bazense asarak öldürme görevine sahip olan bu insanlar, Osmanlı İmparatorluğu’nda farklı bir üne kavuşmakla beraber, her zaman merak konusu olmuşlardır. Osmanlı İmparatorluğu’nun temel yönetim prensiplerinden biri, ödül-ceza sistemiydi. Devlet, başarılı bir işe imza atmış görevlilileri ödüllendirir; başarısız olan ya da ihanet edenleri ise, cezalandırı...

KARANFİL DEVRİMİ

Resim
  Hepinize merhaba sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defterin bu sayfasında sizlerle "KARANFİL DEVRİMİ"  hakkında konuşacağız dilerseniz başlayalım. Darbeler, -ne sebeple ve nasıl gerçekleşmiş olurlarsa olsunlar- toplumları ileriye değil, geriye götürürler. Ve genellikle, geniş hak kazanımlarına değil, sınırlı bir özgürlüğe sebep olurlar.Çok da uzak bir geçmişe dayanmayan Karanfil Devrimi, faşist yönetime karşı tek kurşun atılmadan gerçekleşmiş bir askeri darbedir. Biz de, dünya tarihinin önemli gelişmelerinden kabul edilen Karanfil Devrimi’ni hazırlayan koşullardan ve devrimin sonrasında yaşananlardan kısaca bahsetmek istedik. Karanfil Devrimi, 25 Nisan 1974’de Portekiz’de şiddet kullanılmadan gerçekleştirilen askeri bir darbedir. Portekiz’in otoriter diktatörlükten demokrasiye geçişini sağlayacak, iki yıllık bir değişim sürecinin başlangıcı kabul edilmektedir. Darbe olarak başlamış, ancak rejim değişikliğine götüren siyasal-sosyal bir devrime dönüşmüştür. Portekiz...