ANTİK MISIRIN ÖLÜM SONRASI HİZMETKARLARI

Resim
 Hepinize merhabalar sevgili Kırmızı Defter okuyucuları. Kırmızı Defterin bu sayfasında "Ölümden sonra ki hizmetkarları" tabi ki Mısır uygarlığına göre  inceleyeceğiz. Dilerseniz başlayalım... Ey Ushabti, eğer çağrılırsan veya ölüler diyarında yapılması gereken herhangi bir işi yapmak için görevlendirilirsen ‘İşte buradayım’ diyeceksin. Antik Mısır hükümdarlarının ölümlerinden sonra hizmetkarlarının kurban edilerek onlarla birlikte gömülmesi, yaygın ama gerçeği tam olarak yansıtmayan bir bilgidir. Bu eksik ve hatalı bilginin popülerliğini Hollywood etkisi olarak açıklayabiliriz sanırım. Mısır bilimciler, Birinci Sülale döneminde hizmetkarların gömülmesi gibi bir uygulamaya dair spekülasyonlar bulunduğu ancak o zaman dahi bunun istisnai bir işlem olduğu konusunda hemfikirler. Ancak Mısır inanışlarında zengin ve önemli insanlara öte dünyada hizmet edilebilmesi için daha ilgi çekici başka bir yol var; hizmetkar heykelcik Ushabti. Eğer dünyanın çeşitli müzelerini gezme fırsatınız...

ÇİNİ SANATI

Herkese merhaba sevgili kırmızı defter okuyucuları. Kırmızı defterin bu sayfasında sizler ile "Çini Sanatı" hakkında konuşacağız. Dilerseniz başlayalım...

 

Çini sanatı dünyanın birçok yerinde yapılmakta olan bir süsleme sanatıdır. En temel tabiriyle çini sanatı fayans, porselen, seramik gibi eşyaların üzerine çeşitli figürlerin işlenmesiyle süsleme yapılmasıdır. Çini kelimesi genel anlamıyla Çin’e ait demektir. Bu nedenle Türk tarihine girişinin de Çin kültürüyle yakından alakalı olduğu düşünülmektedir. Tarihi oldukça eskiye dayanan ve Türk kültürü ile özdeşleşmiş bir sanat olan çinicilik yazımızın konusu olacak.

Çini sanatı yaklaşık bin yıllık bir tarihe sahiptir ve Türk kültürü ile tam anlamıyla özdeşleşmiştir. Eski Türk devletleri çiniciliği yüzyıllarca eşya ve binalarda kullanmışlardır. İlk örnekleri Karahanlılar döneminde olduğu düşünülen çini sanatının kullanımıyla bazı yapı ve eşyaların görüntüleri çok daha etkileyici olmaya başlamış ve hatta çinicilik birçok medeniyette sanatsal etkiler bırakabilmiştir. Karahanlılardan sonra Uygur Harzemşahları, Gazneliler de çok yaygın olmasa bile çini sanatına ait eserler bırakmışlardır. Her dönemde kendine has bir şekil alan çinicilik, en parlak ve yaygın dönemlerini Büyük Selçuklular, Anadolu Selçukluları ve Osmanlı İmparatorluğu döneminde yaşamıştır.  Osmanlı’daki çini sanatı genel olarak dini binalarda yani cami ve medreselerde kullanılmıştır. Bu da bize çiniciliğin İslam’a da yakından bağlanmış bir sanat olduğunu göstermektedir. 


Çini sanat en başta kaolen, kum, tebeşir gibi doğada rahatlıkla bulunabilen malzemelerin karıştırılıp hamur haline getirilmesiyle başlar. Tabii bu hamurlaştırma işleminin de püf noktaları vardır. Hamurun kuruluğunun deneyimli ellerce ayarlanması ve gerekli sürenin beklenmesi gerekmektedir. Zaten çini sanatı her şeyden önce bir sabır işidir. Çini yapılmaya uygun kuruluğa ulaşan hamura bu kez de astarlama işlemi uygulanır. Bu astarlama işleminde amaç hamurun beyaz renk almasıdır. Hamurdan oluşan parçalar oldukça yüksek sıcaklıktaki fırınlarda 24 saat boyunca pişirilmektedir.

Fırınlama işlemi sonrasında çini sanatının renkli kısmına git gide daha da yaklaşılmış olur. Bu aşamada kara kalem kullanılarak çizilmiş olan bir beyaz kağıdın çini yüzeyine aktarılması gerekmektedir. Çini sanatında önemli noktalar olan siyah renkle boya desteği ve kobalt ile model kontürleri bu aşamada yapılmalıdır. Buradan sonraki aşama ise tamamen sanatçının zevkine kalmıştır. Çini, uzun zaman isteyen zorlu bir sanattır. Bu tarz zorlu sanatlarda ise üretkenlik oldukça ön plandadır. Sanatçı hayal dünyasını da kullanarak seçeceği renklerle iç zemini boyamaya başlar. Boyama işlemi tamamlanmış olan nesne camsı bir maddeyle kaplanıp pişirilmeye başlanır. Boyama yapılan parçaların ayrı ayrı pişirilmesi ilk pişirme için önemli bir kuraldır. Hemen ardından ikinci bir pişirme aşamasına geçilir. Pişirme işlemleri tamamlandıktan sonra ise çini sanatının püf noktalarından birine geçilir. Bu son nokta pişirilen parçaların soğutulmasıdır. Soğutma, yavaş yapılması gereken bir işlemdir. Hızlı yapılması halinde parçalar kırılacaktır. En başından beri söylediğimiz gibi çini, zor ve sabır isteyen bir sanattır.

BİR SONRA Kİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE, KIRMIZI DEFTER DE KALIN...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ŞEKERLEME

AFRİKALI KADINLAR

MOĞOLLARIN MERYEMİ